Türkiye'nin Belası Kleptokrasi

Alıntıdır.Büyük ihtimalle silineceğinden kopyalayıp okuyabilirsiniz.(20.000 karakter sınırı yüzünden hepsini paylaşamadım.) Hırsızlar Rejimi: Kleptokrasi Kleptokrasi: ...

Alıntıdır.Büyük ihtimalle silineceğinden kopyalayıp okuyabilirsiniz.(20.000 karakter sınırı yüzünden hepsini paylaşamadım.)

Hırsızlar Rejimi: Kleptokrasi

Kleptokrasi:

... halkın kendi hırsızını kendisinin seçmesidir...
3. dünya ülkelerinde mevcut yönetim şekli.

TDK'ya göre, yönetimin devlet malını kendi ve ailesi yararına kullanmasıymış, kleptokrasi.

İyi okumalar dilerim.
#rt ve #fav yapabilir misiniz lütfen?
Kleptokrasi, bir ülkede iktidarı ele geçiren bir ailenin ya da siyasal veya dini grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak soyması demektir ve kısaca Hırsızlar rejimi anlamına gelir.
Demokrasinin bütün kurumlarıyla yerleşmediği ülkelerde görülen hırsızlar rejimi, o ülkelerin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmaktadır.
Hırsızlar rejiminin egemen olduğu bir ülkede, yerli sanayi ve tarımsal üretim zayıflar ve iç pazar büyük sermaye gruplarına açılır. Siyasal alanda da insan haklarını çiğneyen, baskıcı bir yönetim kendini gösterir (düşük ücretler, rüşvetsiz iş yapmayan bir bürokrasi vb).
Etnik milliyetçiliği, ırkçılığı ya da dini kullanarak geniş kitleleri yönlendirmeleri, bu tür yönetimlerin en karakteristik özellikleri arasındadır.
Çağımızın Siyasi Hastalığı: Kleptokrasi (Hırsızlar Rejimi)
İnsanlar farklı topraklarda, çeşitli ülkelerde yaşıyor. Bu ülkelerde de ya seçtikleri şekilde ya da onlara diretilen çeşitli biçimlerde yönetiliyor. Yönetim biçimleri ülkelere göre değişiklik gösteren bu siyasal rejimlere bir yenisi eklenmiş durumda: “Kleptokrasi…”
Kelime anlamıyla başlayacak olursak kleptomaniye kısaca çalma hastalığı diyebiliriz. Kleptomanlar gereksinim duymadığı halde, parasal değeri ile ilişkisiz olarak nesneleri çalma dürtüsünü engelleyemezler.
Gelişmiş toplumlarda sıkça görüldüğü gibi gelişmemiş ya da gelişmekte olan toplumlarda da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Kleptomani tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hasta tedavi sonrası normal yaşama dönebilir. Tedaviyi kabul etmezse, yaşamının sonuna dek çalmaya devam eder.
Kleptokrasi ise çeşitli yollarla iktidara gelen siyasi grup ya da kişinin, ele geçirdiği güçle birlikte o ülkenin kaynaklarını kendi menfaatine kullanması demektir. Kısaca “hırsızların iktidarı” ya da “hırsızlar rejimi” denilebilir.
Demokrasinin bütün kurumlarıyla yerleşmediği ülkelerde görülen bu durum, o ülkelerin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmaktadır. Bu sistemin en önemli özelliği devletin başında bulunanların etnik köken, din gibi kavramları kullanıp halkı yönlendirmesidir.
Kleptokrat rejimde üretim zayıflar, dışa bağımlılık artar. Devlet kuruluşları özelleştirilir. Yerli ve milli kuruluşların yerini küresel sermaye grupları alır. Tarımdan sanayiye, eğitimden sanata her alanda gerileme yaşanır.
Bu yapıda rejim kendi zenginlerini, kendi tekellerini yaratır. Devlet bankaları ve kurumları aracılığıyla maddi olanaklar rejim destekçilerine sonuna kadar sunulur.
Devlet ihalelerinde rejim yanlıları arasında paylaşımlar yapılarak, haksız rekabet sonucu fahiş kârlar elde edilir ve ülke ekonomisi kötüye giderken rejim yanlısı iş adamları daha da zenginleşir.
Tamamen çıkarları doğrultusunda hareket eden basın-yayın organlarının yaptığı algı ve propagandalarla halk gerçeklerden uzaklaştırılıp, zihinleri uyuşturulur. Toplumun temel yapı taşları sarsılır. Ahlak, güven gibi tabirlerin içi boşaltılır ve bir karşılığı olmaz.
Çünkü bu rejimde maneviyat sömürü aracı olarak kullanmak dışında iktidara bir çıkar sağlamaz. Maneviyat bir kenara bırakılarak esas amaç maddi çıkar sağlamaktır. İnsan hakları baskıcı yönetim nedeniyle geri plandadır.
Yolsuzluk, yoksulluk, yetersiz maaş, devlet kurumlarında rüşvet had safhadadır. Hırsızlık, gasp, taciz gibi konularda ceza yetersiz olduğu gibi, suçu işleyenler rejim yanlısı ya da rejimde görevli ise çoğu zaman bırakın ceza almayı, terfi edilmeyle ödüllendirilir.
Kısacası her anlamda karşılıklı menfaat ön plandadır. Hukuk ve yargı muhalif sesleri bastırmak, kendilerini aklamak, menfaatlerini korumak için birer araç olarak kullanılır.
Evet, hastalık olarak ölümcül olmayabilir. Ancak işin içine siyasi boyutu girince toplumun ana damarlarını tıkayarak, felçli bir hayata sebep olur.
Kısacası kleptokrasi demokrasiyi engellemekle kalmaz; sosyal ve siyasi çöküntüye sebep olup, gerilemeye yol açar. Çünkü ahlak, adalet, dürüstlük gibi tabirler değerini yitirir ya da içi boşaltılır.
Cehaletin örgütlenmesinden daha tehlikeli bir durum varsa o cehaletin bu tür hastalıklı olmasıdır. Özellikle de etkisiz muhalefet nedeniyle yıllardır üst üste seçim kazanarak özgüven kazanan bir cehalet, toplumun ve devletin özünde telafisi zor yaralar açacaktır.
Hastalık emareleri söz konusu ise önce doğru teşhis konulmalı ve uygun tedaviye başlanmalıdır.
Eğer bir toplum hırsızlar rejimi tarafından yönetilmek istemiyorsa topyekûn bir seferberlikle birlikle bu hastalıklı ve örgütlü cehaletle mücadeleetmeli. Bununsa tek yolu eğitimden, aydınlanmadan geçmektedir.
İnsanlar kirli ve hastalıklı rejime isyan etmeli, kitleler halinde bir aydınlanma savaşına girişmelidirler. Toplum bilimciler, sosyologlar, aydınlar halkı anlayacağı biçimde bilgilendirmeli ve yol gösterici olmalıdırlar.
Eğitimde ahlak ve insani değerler ön planda tutularak insanı insan yapan manevi değerler topluma hatırlatılmalı, hastalıklı yönetimin yanlışları doğru bir şekilde halka aktarılmalı ve toplumda kirli siyasetin, hastalıklı düşüncenin prim kazanmasının önüne geçilmelidir.
Kleptomani gelişmiş ya da gelişmemiş toplumlar da görülse de kleptokrasi gelişmiş toplumlarda barınamaz.
KLEPTOKRASİ

Çalma rejimi; devlet düzenine çıkar, rüşvet ve kişisel ilişkilerin hakim olması. Deyim ilk kez İngiliz ekonomist Peter Bauer tarafından kullanılmıştır.
‘’…İşlerin yolunda gitmediği noktada, küresel kapitalizmin gözleri, Engels’in deyişiyle “ahırdaki diğer atlara” çevrilecektir; çevrilmiştir de... Ama yorgun atın düşüşü, kleptokrasi şartlarında daha sancılı oluyor…’’
İktidar, 'kleptokrasi sendromu' yaşıyor.
Bürokratik yolsuzluk, nepotizm ve kleptokrasi, küresel kapitalizm için bir sorun olmaktan çıkarak kullanışlı yapısal mekanizmalar olarak değerlendiriliyor mu?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter'daki hesabında, ''Bir ülkede milletin yetkileri gasp ediliyor ve ülkenin kaynakları yandaşlara peşkeş çekiliyorsa orada otokratik kleptokrasi var demektir'' ifadelerini kullandı.
Kleptokrasi, iktidarda bulunan hükümetin üst düzey yetkilileri tarafından ülkenin kazancının düzenli olarak aşırılmasıdır. Hırsızlar rejimi manasına da gelmektedir.
Hükümetin siyasal yetkilerini kendi kazancı için kullandığı yönetim şeklini tanımlamak için kullanılmaktadır. Olumsuz ve etik olmayan bir terim olarak ifade edilir. Bu durumu uygulayan liderler kleptokrat olarak da adlandırılır.
Kleptokrasi, bir denetimin mevcut bulunmadığı ve grup üyelerinin birbirine tam bağlı olduğu hükümetler tarafından, otokratik bir şekilde uygulanmaktadır. Bu sebeple ülkenin kamu fonlarının kullanımını ülkenin lideri belirlemektedir.
Ülkenin refahını sömüren hükümet yetkilileri, kendi kişisel refah, kazanç ve gelişimleri için ülkenin kalkınmasında gerekli olan fonları kullanmaktadır.
Demokrasinin hakim olmadığı, devlet kurumlarına yerleşmede bir adaletsizliğin söz konusu olduğu ve insan kayırmacılığının had safhalarda bulunduğu ülkelerde rastlanılan bu rejim, o ülkelerin kalkınmasının ve gelişmesinin temeldeki engellerindendir.
Ülkedeki tüm yetkiyi elinde bulunduran liderliğin, ülke vatandaşlarının çoğunluğunun hakkından ve refahından çalarak hesaplanamayacak miktarlarda servetler biriktirdiği bu hükümetlerin, dünya çapında sayısız emsali vardır.
Kleptokrasiler, diktatörlükler, oligarşiler, askeri gözetim ve dış bir denetimin olmadığı ya da denetimin imkansız olduğu otokratik rejimlerle yakından bir ilişki içerindedir.
Kleptokrasiyi hunharca uygulayan liderler, yetkilerinin gücü ile ülkenin her türlü kaynağını kişisel eşyaları olarak görmekte ve bu imkanları kendi lüksleri için savurgan bir biçimde harcamaktadır.
Kleptokrat liderler haksız kazançlarını çoğunlukla yabancı ülkelerin gizli hesaplarına aktarır.
Narkoleptokrasi, narkotik devlet ya da narkotik ekonomi diye de adlandırılır. Narkoleptokrasi, ülkede dönen ****yasak-konu-sil**** ticaretinden elde edilen paranın, hükümetin üst düzey yetkilileri tarafından rüşvete bağlanması sonucunda hükümetin bütünlüğünün tehlikeye atıldığı ülkelerdir.
Bu durumun tam tersi durumlar da söz konusu olabiliyor, yani ****yasak-konu-sil**** baronları tarafından hükümetten, ülke içerisinde ****yasak-konu-sil**** ticaretinin sorunsuz bir şekilde yapılması için izin verilmesi zorlanılıyor.
Narkoleptokrasi, yani ****yasak-konu-sil**** ekonomisinin uygulandığı ülkeler listesinde Panama, Gine-Bissau, Venezuela ve Tacikistan bulunmaktadır. Narko-ekonomiler tam olarak kleptokrasiye benzemese de birçok yönüyle kavramın özelliklerini taşımaktadır.
Çünkü narko-ekonomilerde de devletin başında etkili konumda bulunan az sayıda yetkili bulunur ve ülkedeki zenginliğin kontrolünü elinde barındırır. Çoğunluk ise yoksullukla mücadele ederek bu yolsuzluk içinde yaşamaya çalışır.
Kleptokrasinin egemen olduğu ülkelerde, yerli sanayi pek söz konusu değildir. Tarımsal üretim belirgin biçimde zayıflar, ülke pazarı yabancı yatırımcılara arz edilir. İnsan hakları çiğnenir ve gelirde büyük bir adaletsizlik vardır. Çalışma saatleri yüksektir ve ücretler düşüktür.
Devlet dairelerinde rüşvet karşılığı iş yapmak ve kayırmacılık oldukça yaygındır. Bu ülkelerde, hükümetin çıkarları doğrultusunda etnik milliyetçilik, ırkçılık veya din sıkça kullanılır. Bu sayede geniş kitlelerin kolaylıkla yönlendirilmesi amaçlanır.
Kleptokrasi ile yönetilen toplumlarda eğitim, sağlık, beslenme ve su gibi gerekli temel ihtiyaçların sağlanması için ayrılması gereken bütçe, yetkililerce yanlış alanlarda kullanılmaktadır.
Bu sebeple bu ülkelerin vatandaşlarının çoğunluğu, yetersiz ve elverişsiz şartlarda yaşıyorlar, temel imkanlardan faydalanamıyorlar. Hükümetin üst düzey mevkilerindeki yalnızca birkaç kişi kleptokrasilerden büyük ölçüde yararlanmaktadır.
Bu rejim ile yönetilen ülkeler, uluslararası çapta güvenilir bir konumda değildir ve bu sebeple yabancı yatırımlara asla sahip olamazlar. Kısacası kleptokrasi, uluslararası ticaret alanında, sınır ötesi ticareti ve iç pazarı zayıflatmaktadır.
Ayrıca vergi ödemelerinden sağlanan fonları kötüye kullanan kleptokrat liderler, ülkedeki tüm vatandaşların refahını negatif yöne çeken kara para aklama işleriyle de uğraşırlar.
Dünya üzerinde yolsuzluk ve adaletsizlik karşıtı olan ve bu konuda çalışmalarda bulunan Uluslararası Saydamlık Örgütü 2004’teki raporunda bazı kleptokratların listesini paylaşmıştır.
Kleptokrasi; bir ülkede iktidarı ele geçiren bir ailenin ya da siyasal grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak soyması demektir ve kısaca “Hırsızlar rejimi” anlamına gelir.
Demokrasinin bütün kurumlarıyla yerleşmediği ülkelerde görülen bu durum, o ülkelerin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmaktadır.
Siyasal alanda da insan haklarını çiğneyen, baskıcı bir yönetim kendini gösterir (düşük ücretler, rüşvetsiz iş yapmayan bir bürokrasi vb). Bu sistemin en önemli özelliği devletin başında bulunan kişinin dini kullanıp halkı yönlendirmesidir.
Kleptokrasik yönetim biçimlerinde devleti yöneten kişi bir anlamda “devletin malı deniz yemeyen keriz!” düşüncesiyle har vurup harman savurur. Bunun dışında kleptokrasik rejimde, devletin tarımsal ürünleri zayıflar, yerli sanayi durağanlaşır.
Bazı zengin iş adamlarına (bu zengin iş adamı örneğin bir ağ oğlu, müteahhitin oğlu olabilir ya da al bayraklı, ak bayraklı bir milletten olabilir) ülke toprakları peşkeş çekilebilir ve onun ekonomik büyümesi sağlanabilir.
Ülke bu yönetim şeklinde gizliden gizliye devleti yöneten kişilerce soyulabilir. Bu yüzden zaten hırsızlar rejimi olarak adlandırılmaktadır.
Bu yönüyle devletin soyulması da ne ile olabilir? Bu noktada en önemli unsur RanT… Elinizdeki imkanları en iyi şekilde kullanarak devletin malını bazı iş adamlarını da kullanarak ranta dönüştürmektir.
Bizim ülkemizde çiftçi halinden memnun bir haldedir herhalde değil mi? Siz hiç anasını alıp da başbakana giden ve “Benim mahsulüm tarlada kaldı diyen bir çiftçi gördünüz mü?. Yok, hayır göremezsiniz! Çünkü bu ancak kleptokrasik yönetimlerde görülebilir.
Bizim ülkemiz 2012 yılında Ukrayna’dan 66 tonluk 3 tır saman ithal etti. 2011 yılında ise bir şehrimizde Uruguay’dan 21 bin Angus hayvan getirildi. 2006 yılında yine bir vatandaşımız fındığını para etmediği için yakmıştı. Bunlar küçük örnekler ve münferit olaylardır.
Kleptokrasik bir anlayışla bu olaya yaklaşmak ve kıyaslamak doğru olmaz değil mi değerli okurlar?..
Bizim ülkemizde hiç kuşkusuz insana son derece önem veriliyor. İnsanların özgürlüklerine muntazam değer veriliyor. Bundan kimsenin şüphesi olduğunu düşünmüyorum.
Akla, şimdi Gezi Parkı eylemi ve o eylemde ölen gencecik çocuklar gelebilir. Bununla birlikte Berkin Elvan’ın annesini, bazı siyasi yöneticilerimizin miting meydanlarında oy uğruna yuhalatması gelebilir.
Ergenekon Davası süresince o kadar yıl suçsuz yere yatan askerler, gazeteciler, değerli bilim adamları gelebilir, “Ergenekon’un kasası” diye iddia edilip bir devlet hastanesinde hayata gözlerini yumup, eşinin cenaze masraflarını düşündüğü Kuddusi Okkır gelebilir.
Ya da asılsız iddialarla mücadelelere dayanamayıp intihar eden Ali Tatar gelebilir. İstanbul’da 1 Mayıs’daki kutlamasında gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu günlerce yoğun bakımda kalan Dilan Alp’e “örgüt üyesi” diyen Vali mutlu mu?!
Sonra Dilan’ın örgüt üyesi olmadığı kanıtlanıp Dilan, Mutlu’dan 10 bin TL aldı o da ayrı bir konu… Basın özgürlüğünde ülkemiz, 180 ülke içerisinde 149’uncu olabilir.
Bu herhalde ülkemizde baskı olduğunu göstermez; sonuçta bizim arkamızda 31 ülke daha var. Bunların hepsi sofistike olaylar. O yüzden bu olayları, baskıcı bir kleptokrasi yönetim anlayışı ile kıyaslamak çok rasyonalist olmaz!
Bizim ülkemizde siyasette üst düzey bir danışman olduğunuzda 40-50 bin civarında bir danışmanlık ücreti alınır. Düşük ücret söz konusu değildir yani. Örneğin, 1 operasyonda adı geçen bir bankanın Genel Müdürü kendi iddia ettiği maaşı 30 bin liraydı.
Gördüğünüz üzere bizim ülkemizde düşük ücret söz konusu değildir. Askeri ücret, bugün açlık sınırı altındadır. O da çok önemli değildir. Çünkü, bugün asgari ücretli sayısı sadece 5 milyoncuk civarındadır. Çok değildir yani!.. Ya da biraz daha fazlacık!
Bizim ülkemizde rüşvetten, yolsuzluktan ceza evine giren bir siyasetçi yok. Düşünsenize değerli okurlar 4 kafadarın bir araya geldiğini… Bir iş adamından bizim siyaset büyüklerinin rüşvet aldığını alimallah hemen cezaları verilirdi.
Mesela siyasetçilerden birinin çikolata kutuları içinde milyon dolarlar aldığını ya da başka bir siyasetçinin kol saati aldığını… Bunlar kleptokrasik yönetimlerde olur. Keptokrasik yönetimlerde bunlar yapılırsa bunu yaparken en tepedekinin bundan muhakkak ki haberi olmalı.
Bizim ülkemizde bu olmaz, olamaz. Çünkü Elhamdülillah biz Müslümanız! Müslüman olan bir ülke yönetiminde bir yönetici şunu çok iyi bilir ki Allah iki şey ile bana gelmeyin demiştir:
Birincisi “şirk koşmak”; ikincisi ise “kul hakkı”. O yüzden bizim yöneticilerimiz kul hakkını çok iyi bilir ki bu tür işlere girmezler.
Allah ise bambaşka bir ironik konudur!
Bizim yöneticilerimiz Müslüman liderlerdir. Dinin, ilmin ne olduğunu çok iyi bilirler ama bunu, asla siyasete alet etmezler.
Siz daha önce siyaset büyüklerinin camide siyaset yaptığını gördünüz mü veyahut Kur’an-ı Kerim’i siyasete malzeme eden, dini kullanan bir liderimizi? Göremezsiniz! Çünkü bizim siyaset büyükleri laik insanlardır.
Tabii bazı büyüklerimiz zamanında “Devlet laik olur; kişi laik olmaz. Ya laik olacaksın, ya Müslüman…” dese de bunun çok bir önemi yok. Çünkü onlar, değişerek geldiler!
Kleptokrasik yönetimlerde devletin başında bulunan kişiler giderek zenginleşir, her istediğini Ali Cengiz oyunları ile elde edebilir. Örneğin bir rezidans, bir gemi… Bizim liderlerimizin öyle bir şansı yok! Bizim liderlerimiz, ancak gemicik veya rezidansçık alabilir!
Bizim bir liderlerimizin hiç israf yaptığını gördünüz mü? Bir köşkte, hem de kaçak bir köşkte kaldığını gördünüz mü? Göremezsiniz!.. Çünkü onlar, israfın, adaletin İslam’daki yerini çok iyi bilirler…
 
💬 SpyHackerz Telegram — Anlık tartışmalar ve duyurular için katıl
132,607Konular
3,282,669Mesajlar
317,817Kullanıcılar
dEstroyySon Üye
Üst Alt