Dini şiirler ve Ilahi sözleri

Göresim gelir

Ben dostumun yoluna,
Canım veresim gelir,
Aşkla yanan ateşe,
Varıp giresim gelir.

Beni sana vereyim,
Sensiz beni n’ideyim,
Huzuruna geleyim,
Bensiz varasım gelir.

Senin için gelmişse,
Yetmiş kez öldürülse,
Yine bin kez ölmeye,
Başı veresim gelir.

Eşrefoğlu durarak,
Aradan çıkartarak,
Senin ile bakarak,
Seni göresim gelir.
 
Pervaneden al

Aldın mı kalb yoluyla, yektâ haberini sen?
Duydun mu Yusuf ile Züleyhâ haberin sen?

Kalbini nice yıllar, ağlatmadı mı bu aşk?
Alsan n’olur doğruca, Leylâ haberini sen?

Dağlar dahi duramaz, onun yüzüne karşı,
Âlime sor Tur ile Musâ haberini sen!

Sular gibi yüzünü, yere sür, durma yüksek,
Alçaklarda bulursun, deryâ haberini sen.

Âlemde nice yüz bin kişi, aşktan bahseder,
Sorma o mecnunlara Mevlâ haberini sen!

Bülbüle bakma sakın, âşık olayım dersen,
Pervaneden al gizli, sevdâ haberini sen!
 
Yaratan var

Sahraları çölleri,
Denizleri gölleri,
Bülbülleri gülleri,
Yaratan Hak değil mi?

Bülbülün ötüşünü,
Güneşin batışını,
Kalblerin atışını,
Yaratan Hak değil mi?

Akıp giden pınarı,
Ekşi ve tatlı narı,
Asırlık şu çınarı,
Yaratan Hak değil mi?

Tümsekleri, düzleri,
Nur parlayan yüzleri,
Sürmelenmiş gözleri,
Yaratan Hak değil mi?

Kayaları, taşları,
Gökte uçan kuşları,
Yazları ve kışları,
Yaratan Hak değil mi?

Şu direksiz gökleri,
Cinleri, melekleri,
Muzları, çilekleri,
Yaratan Hak değil mi?

Ayları ve yılları,
Ağaçları, dalları,
Arıları, balları,
Yaratan Hak değil mi?

Hoca der ki, fezayı,
Vücutta her âzâyı,
Kaderi ve kazayı,
Yaratan Hak değil mi?
 
Sır ifşa edilmez

Bir ay gördüm bu gece,
Her gezegenden yüce,
Şaşırdım halim nice,
Yürek yağım erir mi?

Âşıkların sözünden,
Kan, yaş akar gözünden,
Bülbülün avazından,
Bize nöbet gelir mi?

Âşık değilse eğer,
Meyvesiz dala benzer,
Odun için keserler,
Odun meyve verir mi?

Kuru dalı ni’derler?
Kesip odun ederler,
Ateşte kül ederler,
Aşksız bunu bilir mi?

Kinayeli söylersin,
Kâh ağlar kâh gülersin,
Sen böyle ne dilersin?
Sözün öze uyar mı?

Ah ni’dem sabrım taşar,
Âşıklar ölmez yaşar,
Yunus ölümden korkar,
Sırrı ifşa eder mi?
 
Hâlık bilmez mi?

Dertten bilen yok deme!
Hâlık olan bilmez mi?
Duanı et, gam yeme!
Gözyaşını silmez mi?

Gizlesen de günahı,
Yapılanı görmez mi?
Boldur onun ihsanı,
İsteyene vermez mi?

Haddi aşıp gidenin,
Burnu yere sürtmez mi?
Halis tevbe edenin,
Günahını örtmez mi?

Sonsuzdur onda rahmet,
Sakın deme, bitmez mi?
İste, bıkma, dua et!
Sana ihsan etmez mi?

Küfür ile gideni,
Cehennemde yakmaz mı?
Hoca, Allah mümini,
Cennetine sokmaz mı?
 
Dost ayrılığı

Ey yarenler n’idersiniz?
Böyle nere gidersiniz?
Dünyayı terk edersiniz,
Zordur dosttan ayrı kalmak.

Umulana eremeyiz,
Bu devranı süremeyiz,
Hısım kardeş göremeyiz,
Zordur dosttan ayrı kalmak.

Neden titrer gözüm kaşım,
Çok sıkıntı çekti başım,
Neden dinmez şu gözyaşım,
Zordur dosttan ayrı kalmak.

Gelenlerin yüzü gülmez,
Gidenlerden haber gelmez,
Kimse bunda vefa bulmaz,
Zordur dosttan ayrı kalmak.

Hoca bakma, sağa sola!
Bekleme gir, doğru yola!
Akıbetin hayır ola!
Zordur dosttan ayrı kalmak.
 
Ölünmez artık

Akar gözyaşımız, gülünmez artık,
Gönül dosta gider, gelinmez artık.

Yanarız aşkıyla, kül olana dek,
Boyandık rengine, solunmaz artık.

Varlığı yokluğa, değişmişiz biz,
Can baş sevdasına, kalınmaz artık.

Fâniden bâkiye, göç ediyoruz,
Girmişiz bu yola, dönülmez artık.

Önemli değil hiç, bin kez ölsek de,
Orda ölüm olmaz, ölünmez artık.

Aşkın ateşiyle, yanar canımız,
Kanlı gözyaşımız, silinmez artık.

Bizi irşad etti mürşid-i kâmil,
Yabancının eli alınmaz artık.

Sevgi deryasının dalgıcı olduk,
Başka denizlere dalınmaz artık.

Dileriz fazlından ayırmaz bizi,
Mevlâ’dan başkası, sevilmez artık.

Ciğeri yanmayan, bunu anlamaz,
Aşk şerbeti içtik, ölünmez artık.

Kelimeler:

Fânî: Geçici
Fazl: Üstünlük, yücelik
 
Durmaz yakar

Yürüyorum yana yana,
Bu aşk beni durmaz yakar.
Aşk boyadı beni kana,
Bu aşk beni durmaz yakar.

Esiyorum yeller gibi,
Kaşınırım keller gibi,
Akıyorum seller gibi,
Bu aşk beni durmaz yakar.

Sular gibi çağlıyorum,
Ciğerimi dağlıyorum,
Gece gündüz ağlıyorum,
Bu aşk beni durmaz yakar.

Tutup yerden kaldır beni,
Sevgin ile doldur beni,
N’olur artık güldür beni,
Bu aşk beni durmaz yakar.

Gidiyorum ilden ile,
Nasıl düştüm dilden dile,
Hâlimi kim nasıl bile?
Bu aşk beni durmaz yakar.

Mecnun gibi yürüyorum,
Düşte yâri görüyorum,
Günden güne eriyorum,
Bu aşk beni durmaz yakar.

Miskin Yunus bî-çareyim,
Baştan ayağa yâreyim,
Dosttan uzak avareyim,
Bu aşk beni durmaz yakar.
 
Kul olmak

Bir şaha kul olmalısın,
Herkes köle olmaz ola.
Bir ere yaslanmalısın,
Kimse elden almaz ola.

İçeriye girmelisin,
Bir ziyafet vermelisin,
Öyle bir söz demelisin,
Melekler de bilmez ola.

Bir kuş olup uçmalısın,
Bir kenara geçmelisin.
Hak şarabın içmelisin,
Bayılıp ayılmaz ola.

Yaman dalgıç olmalısın,
Deryalara dalmalısın,
Bir cevher çıkarmalısın,
Sarraflar da bilmez ola.

Bir bahçeye girmelisin,
Çiçekleri görmelisin,
Öyle bir gül dermelisin
O gül asla solmaz ola.

Gerçek âşık olmuş isen,
Maşukunu bulmuş isen,
Ateşiyle yanmış isen,
Başka ateş yakmaz ola.

Yunus, şöyle rahat otur,
Neyin varsa Hakka götür,
Öyle sağlam bir er getir,
Hiç cihana gelmez ola.
 
İmiş

Ah beni rezil eyledi,
Bu ne biçim sevda imiş?
Gönlümde yok endişesi,
Canın eli onda imiş.

Gönlüm aşkla dolmuş sandım,
Onu artık bulmuş sandım,
Uzak yere konmuş sandım,
Mâşuk bizim evde imiş.

Ne harika eyler idik,
İlm-i ledün söyler idik,
İkram görmüş beyler idik,
Kudret hanı onda imiş.

Yunus, Arş’ta seyran eder,
Görenleri hayran eder,
Dostu uzakta zanneder,
Can içinde canda imiş.
 
Görünmez

Ben hocamı seveli,
Bana cihan görünmez.
Bu sevdaya düşeli,
Cihan ne, can görünmez.

Yakar beni celali,
Canım ister cemali,
Karşımdadır hayali,
Göze yâran görünmez.

Âşık bağrı taş olur,
Gözü kanlı yaş olur,
Sırrı ele faş olur,
Artık hicran görünmez.

Aşkım bana aş oldu,
Mahzun gönlüm hoş oldu,
Ne yaptımsa boş oldu,
Göze ziyan görünmez.

Yunus’un hali yaman,
Dinlemez gönlü aman,
Göklerde eder seyran,
Bak âsuman görünmez.
 
Turfanda

Âşıklardan geri kalan,
Bilsin ki çok yabandadır.
Kim söylerse, burda yalan,
Orda yeri zindandadır.

Yunus’a derler şuna bak,
Kocadın sen aşkı bırak,
Yeni geldi, bize bu aşk,
Henüz daha turfandadır.
 
Dağ içinde

Gittim daim ileri,
Kaç âlemden içeri,
On sekiz bin kapıyı,
Geçtim bir dağ içinde.

Yetmiş bin perde geçtim,
Gizli kapılar açtım,
Dostla bir kadeh içtim,
Ulu bir dağ içinde.

Âşık gibi ağladım,
Yüreğimi dağladım,
Sular gibi çağladım,
Aktım bir dağ içinde.

Bir döşek döşemişler,
Nurlarla bezemişler,
Dedim kime sermişler,
Sordum bir dağ içinde.

Daha ileri vardım,
Levhi elime aldım,
Kur’ana nazar kıldım,
Yazdım bir dağ içinde.

Kalpten büyük dağ olmaz,
Rabbimize doyulmaz.
Sohbetine kanılmaz,
Erdim bir dağ içinde.

Yunus ne kadar kaldım,
Bilinmez yere daldım,
Aşk dolu kadeh aldım,
İçtim bir dağ içinde.
 
Ere kavuşmak

Kişi kendine gelemez
Aşk şarabın tatmadıkça,
Kişi kendini bilemez,
Gerçek ere yetmedikçe.

Rehbersiz yol bulunamaz,
Bir menzile varılamaz,
Hakk’a vasıl olunamaz,
Er eteği tutmadıkça.

Bülbül bile âşık güle,
Nazar Hak’tan olur kula,
Bir cümlecik gelmez dile,
Pîri işe katmadıkça.

Çok şey gelse elden bize,
Deva olmaz derdimize,
Yunus gelmez hemen söze?
Aşk malını satmadıkça.
 
Ayılamam

Biri aldı gönlümü,
Nasıl, nedir bilemem,
Yitirmişim ben beni,
Ararım da bulamam.

Girdim bir çıkmaz yola,
Bakarım sağa sola,
Var mı böyle dert ola,
Kimde varsa bilemem.

Bu benim gönlüm alan,
Cihana hâkim olan,
Her nereye bakarsam,
Onsuz bir yer göremem.

Ayıksızla oturmam,
Ayıkları getirmem,
Aşk sarhoşluğu ne hoş,
Öyle ayık kalamam.

Dolu kadeh sundular,
Kadehle avundular,
Baygını savundular,
Kolayca ayılamam.

Derler Yunus bunaldı,
Senin gönlün kim aldı?
Hiç kimseye diyemem,
Ağlarım söyleyemem.
 
Âşık olmuşum

Âşık olmuşum erene ermekle,
Gerçeği bulmuşum eri görmekle.

Ere erdim, erde buldum gayemi,
Bulamadım dışarıdan sormakla.

Nereye baktıysam hep er oturur,
Teslim oldum, yüzüm yere sürmekle.

Hak’tan imiş canlara cümle nasip,
Olmazmış Kâbe’ye gidip varmakla.

Herkes bana on para etmez derdi,
Şimdi artık gösterirler parmakla.

Bir göl idim, erenler kıldı nazar,
Deniz oldum dolu her yön ırmakla.

Yunus sen bu şöhreti bırak dendi,
Gözüm açtı kulağımı burmakla.
 
İçinde

Âşık oldum bugün meydan içinde,
Pehlivanım artık merdan içinde.

Şu aşk denizinin dalgıcı oldum,
Ne cevher bulmuşum umman içinde.

Onu isteyenler pek çok ise de,
Ben mahremim elbet mihman içinde.

Yunus, aşk ile kaimdir bu âlem,
Onun için döner devran içinde.

Kelimeler:

Umman: Okyanus.
Merdan:
Mertler, yiğitler.
Mahrem: Gizli, yakın akraba.
Mihman: Misafir.
Kaim: Ayakta duran.
Devran: Devir, dünya, gezegen.
 
Aşk haberi

Ne söylerim Âşığa,
Aşk haberinden şirin,
Aşkla dinleyen varsa,
Söylerim birin birin.

Daha yerle gök yokken
Kuruldu aşk sarayı,
Aşk kadimdir ezeli
Aşk getirdi ne varın.

Ta ezel meclisinde
Kim dost yüzün gördüyse,
Âşık oldu o kimse,
Sor ondan aşk haberin.

Kıyas olmaz bir şeye,
Anlatılmaz örnekle,
Dünyada Ahirette
Bir şey tutmaz aşk yerin.

Eğer aşk varsa serde,
Düşmüşsen aşkla derde,
Oturup da her yerde,
Öyle söyleme sakın!

Kuyumculara göre
Bir kural vardır şöyle,
Değerini bilmeze,
Gösterme hiç cevherin.

Yunus’un sağı solu,
İlahi aşkla dolu,
Gizleyemez bu yolu
Söyler durur aşk dilin.
 
Aşk tüccarı

Aşkın bezirgânı, sermaye canı,
Ne bahadır gördüm cana kıyanı.

Kahraman yiğitler, can vermek ister,
Hangi kılıç keser himmet giyeni?

El âlemi bir gör, kötüyü er gör,
Aşağı görme sen palas giyeni.

Çabuk çıkarırlar gökler üstüne,
İsa nebi gibi Hakka uyanı.

Hemen indirirler yerin dibine,
Şu Karun gibi dünya kovanı.

Hak âşıklarının vardır nişanı,
Hepsi hor görülür onları tanı.

Çıkarıp atlası, giydi palası,
İbrahim bin Edhem sırdan duyanı.

İlmim çoktur diye, mağrur olma sen,
Mevla kabul etti kefen soyanı.

Hallac-ı Mansur da, ben hakkım dedi,
Yakıp kül ettiler, çıktı dumanı.

Yunus Emre sakın, gördüm deme sen,
Ateşte yakarlar gördüm diyeni.
 
Aşk eri

Aşk dolu âşığın canı,
Feda etti evi barkı,
Aşk erinin armağanı,
Aşksızlara bela olur.

Kimi karı kızı sever,
Kimi malı mülkü sever,
Kimi durmaz yiyip içer
İşi gücü helâ olur.

Âşık gezer hep derbeder,
Parayı pulu terk eder,
Aşk eteğin tutmuş gider,
Kim gelirse âlâ olur.

Yunus’un zor imtihanı,
Aşk sarhoşu oldu canı,
Dergâhına girenlere,
Orası bir sıla olur.
 
Sohbete gidelim

Şu faniye kanma hiç,
Gel sohbete gidelim.
Hasretiyle yanma hiç,
Gel sohbete gidelim!

Hedef sanma çok ırak,
Bak hazır bekler Burak,
Vuslat bize son durak,
Gel sohbete gidelim!

Kalbin henüz durmadan,
Düşman tuzak kurmadan,
Kimseye duyurmadan,
Gel sohbete gidelim!

Bırak köşkü, sarayı!
Açmayalım arayı!
Terk ederek burayı,
Gel sohbete gidelim!

Ecel gelip çatmadan,
Acıları tatmadan,
Kimseyi ağlatmadan,
Gel sohbete gidelim!

Boş yere yorulmadan,
Kimseye darılmadan,
Birlikten ayrılmadan,
Gel sohbete gidelim!

Yardan serden geçerek,
Güzel şehre göçerek,
Bir kuş gibi uçarak,
Gel sohbete gidelim!

Rehberlik yap sen bana!
Yönümüz dosttan yana!
Canlar kurban canana!
Gel sohbete gidelim!

Yaraları sararak,
Bilenlere sorarak,
Huzuruna vararak,
Gel sohbete gidelim!

Elden geri kalmadan,
Zorluklardan yılmadan,
Karanlık yayılmadan,
Gel sohbete gidelim!

Mezarın kazılmadan,
İhlâsın bozulmadan,
Üzmeden, üzülmeden,
Gel sohbete gidelim!

Dinle beni arkadaş!
Nefsinle edip savaş!
Düş yola yavaş yavaş!
Gel sohbete gidelim!

Hiç çıkarma bahane!
Dostun yeri şahane,
Haber geldi, daha ne?
Gel sohbete gidelim!

Büyük sözünü dinle!
Hesaplaş sen kendinle!
Beraberce seninle,
Gel sohbete gidelim!

Gece kimse görmeden,
Dinden taviz vermeden,
Eğri yola girmeden,
Gel sohbete gidelim!

El sözüne bakmadan,
Hasret bizi yakmadan,
Geriye bırakmadan,
Gel sohbete gidelim!

Dalgalar durulmadan,
Usanıp yorulmadan,
Kefene sarılmadan,
Gel sohbete gidelim!

Düşünme yaşı başı,
Dergah için taş taşı,
Diner bir gün gözyaşı!
Gel sohbete gidelim!

Fırsat elden gitmeden,
Kimseyi incitmeden,
Henüz ömür bitmeden,
Gel sohbete gidelim!

Şerri bırak, seç hayrı,
Yollar olmasın ayrı,
Oyalanma hiç gayrı,
Gel sohbete gidelim!

Çıkalım artık yola!
Yollarda verme mola!
Haydi, uğurlar ola!
Gel sohbete gidelim!

Aşk durmaz bizi iter,
Gün gelir ömür biter,
Bu kadar rica yeter,
Gel sohbete gidelim!

Çaresini bulalım!
Önce haber salalım!
Hoca’yı da alalım!
Gel sohbete gidelim!
 
Sevdalının hâli

Sevdalıya sır açma!
Yoktur deliden farkı.
Öğüdü görür saçma,
Yoktur deliden farkı.

Sevdaya tutul da gör!
İnsan olur bakar kör,
Duyguda başlar terör,
Yoktur deliden farkı.

Kul köle olur ona,
Sanki dünya bir yana,
Masal gelir duyana,
Yoktur deliden farkı.

Değişir ondaki hâl,
Mâşuku eder hayal,
Bakar hep aval aval,
Yoktur deliden farkı.

Âşık nasihat tutmaz,
Mâşukunu unutmaz,
Aşkı onu uyutmaz,
Yoktur deliden farkı.

Hayal eder resmini,
Sanki görür cismini,
Anar durur ismini,
Yoktur deliden farkı.

Kış yaz demeden bekler,
Boşa gitsin emekler,
Sağda solda pinekler,
Yoktur deliden farkı.

Doğrusunu seçemez,
Normal yiyip içemez,
Ölse de vazgeçemez,
Yoktur deliden farkı.

Gece uykusu kaçar,
Elbet kalır çok naçar,
Hayale kucak açar,
Yoktur deliden farkı.

Kalbine saplanır ok,
Korkusu, kaygısı yok,
Yarı açtır, yarı tok,
Yoktur deliden farkı.

Yol olur ona dağlar,
Dokunsan hemen ağlar,
İple kendini bağlar,
Yoktur deliden farkı.

Belli olmaz hiç hâli,
Güler ona ahali,
Düşünemez vebali,
Yoktur deliden farkı.

Ava gelmez kuş olmaz,
Başa gelmez iş olmaz,
Seven için yaş olmaz,
Yoktur deliden farkı.

Bu aşk nereden gelir?
Gözyaşı döken bilir,
Sevdayı çeken bilir,
Yoktur deliden farkı.

Hoca,
aşk varsa serde,
Onu görür her yerde,
Düşer çaresiz derde,
Yoktur deliden farkı.
 
Bundan sonra

Aşk gönlümü etti yara,
Kanar artık bundan sonra.
Ateş düştü garip cana,
Yanar artık bundan sonra.

Ateşlere düşüp yanar,
Ömür söner, devran döner,
Gün geçtikçe benzim solar,
Solar artık bundan sonra.

Sıkıntılı işler başlar,
Başa düşer koca taşlar,
Gözlerimden kanlı yaşlar,
Akar belki bundan sonra.

Âhım kaplar şu cihanı,
Aşkın bitmez hiç figanı,
Dost yoluna tatlı canı,
Verir artık bundan sonra.

O Sultandır, ben bir köle,
Beni vermez, belki ele!
Fakat sevgim dilden dile,
Düşer artık bundan sonra.

İşlerim zordur o yârla,
Küllerim tozar rüzgârla,
Bütün günüm âh-u zarla,
Geçer artık bundan sonra.

Yunus belki bir gün erer,
Deryalara dalıp girer,
O denizde nice cevher,
Bulur artık bundan sonra.
 
Kiri yıkamalı

Kirli şal yıkanmazsa,
Tertemiz olur mu hiç?
Paslı kalb ağarmazsa,
Namazın olur mu hiç?

Kalbden pas silinmezse,
Balonlar delinmezse,
Evetle gelinmezse,
Pîr nazar kılar mı hiç?

Kirlidir fani dünya,
Temizlenmez her suyla,
Şeyhten himmet olmazsa,
Kolay pak olur mu hiç?

Yunus hakka ermezse,
Dost yoluna girmezse,
Gönül gözü görmezse,
Baş gözü görür mü hiç?
 
Hizmet aşkı

Hizmet için gelene,
Belki hiç zeval olmaz,
Hizmet edip ölene,
Hiç sorgu, sual olmaz.

Hizmet tadı duyana,
Kuralına uyana,
Yoluna baş koyana,
Feda için mal olmaz.

Arıya bak gerçekten,
Bal yapar, her çiçekten,
Sinekten, örümcekten,
Reçel olmaz, bal olmaz.

Hizmet et âriflere,
Kavuşursun cevhere,
Yunus demez boş yere,
Yanlışsa helal olmaz.
 
Sen gereksin

Aşk söyletiyor nice,
Bana ancak sen gerek.
Yanarım gündüz gece,
Bana ancak sen gerek.

Varlığıma sevinmem,
Yokluğuma yerinmem,
Aşkıma hiç güvenmem,
Bana ancak sen gerek.

Aşkın beni aldırsa,
Deryalara daldırsa,
İnci mercan buldursa,
Bana ancak sen gerek.

Karıncayı ezemem,
Dağda belde gezemem,
Her deryada yüzemem,
Bana ancak sen gerek.

Yakarak kavuralar,
Külümü savuralar,
Küllerim çağıralar,
Bana ancak sen gerek.

Âşığa sevda gerek,
Mecnun’a Leylâ gerek,
Yunus’a Mevlâ gerek,
Bana ancak sen gerek.
 
Aşk yarası

Aşk şerbeti içeli,
Neredeyim bilemem.
Kaybetmişim kendimi,
İstesem de bulamam.

Koca umman olmuşum,
Şâha ferman olmuşum,
Ona hayran olmuşum,
Ben kendime gelemem.

Zatına yol bulunmaz,
Sarp kaledir, alınmaz,
Nasıl nice bilinmez,
Gerçek kulluk edemem.

Yunus aşkla doldukça,
Bayılıp mest oldukça,
Sararıp da soldukça,
Aşktan uzak kalamam.
 
Aşksızlara öğüt

Aşksızlara verme öğüt,
Öğüdünden almaz elbet.
Aşksız hayvan gibi olur,
Hayvan öğüt bilmez elbet.

Kara taşa su katılsa,
Elli sene kaynatılsa,
Kara kalır çıkmaz asla,
Kıymetli taş olmaz elbet.

Yer altından sular çıkar,
Kimi soğuk, kimi kaynar,
Cahil, çocuk gibi oynar,
Doğru yola gelmez elbet.

Avcı kuştur, şahin, doğan,
Avcılığı gayet yaman,
Zayıf olur ise doğan,
Avcılıkta kalmaz elbet.

Güneşler güneşi gitti,
Âhireti teşrif etti,
Bid’at ehli öldü sanır,
Peygamberler ölmez elbet.

Yunus öğüt alır ise,
İyilerle kalır ise,
Cahil salih olur ise,
Cahillikte kalmaz elbet.

Kelimeler:


Güneşler güneşi: Resulullah efendimiz
 
Hor görme âşıkları!

Varsa dinin imanın,
Hor görme âşıkları!
Gözdeleri cihanın,
Hor görme âşıkları!

Melekler gıpta eder,
Hepsi Cennete gider,
Hiç biri olmaz heder,
Hor görme âşıkları!

Fahr-i âlem Mustafa,
Kalblere verir sefa,
İstersen ondan vefa,
Hor görme âşıkları!

Sarıldılar sünnete,
Kavuştular himmete,
Sevmek düşer ümmete,
Hor görme âşıkları!

Sevenler âşık oldu,
Sevilen mâşuk oldu,
Aşkın nuruyla doldu,
Hor görme âşıkları!

Gerçek âşıklar ölmez,
Âşık olmayan bilmez,
Âşık dünyada gülmez,
Hor görme âşıkları!

Yunus köprüyü geçti,
Aşk şerbetini içti,
Âşık olunca uçtu,
Hor görme âşıkları!
 
Canım ölmez

Denizleri içsem de,
Susuzluğum kanar mı?
Engelleri geçsem de,
Gözyaşlarım diner mi?

Gözümden yaş aksa da,
Evi barkı yıksa da,
Günde bin kez yaksa da,
Dosttan yüzüm döner mi?

Gezsek bizim illeri,
Bahçedeki gülleri,
Ötüyor bülbülleri,
Gülistanım solar mı?

Yunus der, yüce Sultan,
Aşkınla yandı bu can,
Verirsen derde derman,
Artık canım ölür mü?
 
131,811Konular
3,271,602Mesajlar
316,267Kullanıcılar
ChatTestUserSon Üye
Üst Alt