Sultan Abdülhamid Han'nin yaveri ve baş hafiyesi olan Fehim Paşa 1873 yılında İstanbul’da doğmuştur. Padişah’ın süt kardeşi ve çocukluk arkadaşı olan Esvapçıbaşı İsmet Bey'in oğludur. Bu nedenle sarayın ayrıcalıklarından ziyadesiyle yararlanmıştır.
Harbiye'yi ise "zadegan" yani soylular sınıfında okuyarak 1894'te bitirdi. İki yıl sonra "kolağası" rütbesini aldı ve padişah yaveri oldu. Haberalma etkinliklerinde görevlendirildi, zamanla baş hafiyeliğe yükseldi. Hiçbir savaşa katılmamasına karşın 25 yaşında "paşa" ve otuzuna gelmeden "ferik" rütbesini aldı. Paşalık ünvanını ise öncelikle hafiye teşkilatının İstanbul ile yakın çevresindeki en önde gelen adamlarından olduğu için almıştır. Fehim Paşa, İstanbul’a bir zamanlar nam salmış “Onikiler” adlı çetenin de perde arkasındaki organizatörü olduğu iddia edilir. Bu yüzdende Sultan Abdülhamid döneminin kabadayı meşrepli paşalarından olmuştur. Sultan Abdülhamid’in uzun seneler baş hafiyeliğini yapmış olan Fehim Paşa, o dönemin en nefret edilen isimlerin ilk sırasında idi. Çetesi ile beraber menfaat ve para uğruna yapmadığı kötülük, bulaşmadığı belâ kalmamış, onbinlerce masumun canını yakmış, nice ocakları söndürmüş ve “Margaret” adındaki metresinin bir dediğini iki etmemek için rüşvet ve vurgunu günlük iş hâline getirmişti. Olayı planlayan Fehim Paşa, kabadayılarını silahlandırıyor, Fuat Paşa’nın Şehzadebaşı’ndaki konağına baskına gidiyordu. Konağa varır varmaz Fuat Paşa’nın konağının etrafı sarıldı. Fehim Paşa kendisi gibi çoğunluğu kafkasyalı olan çetesiyle konak ahalisi arasında, saatleri b*** bir müsademe yani kısa kısa çatışmalar vuku buluyordu. Fakat Fehim Paşa bir türlü konağa giremiyor, adamlarından yaralanan oluyordu. Bu olanların üzerine Fehim Paşa önce yaralı adamlarını hastaneye gönderiyor, daha sonra polis memuru gibi gösterip devletin parasıyla tedavi ettiriyordu. Tedavi ettirilen adamların günümüze kadar intikal etmiş belgesi dahi vardır. Ardından istihbaratın öçnemli adamı Fehim Paşa iki jurnalle padişaha.”Fuat Paşa’nın konağında Hürriyetçiler vardı. Polisle gittim. Çatıştılar” diye yalan bir haber iletince, Fehim Paşa böylelikle kendi düzenlediği takibattan yakasını kurtarıyordu. Bu olanların üzerine Fuat Paşa’nın itirazlarına karşın rütbeleri söküldü ve Şam’a sürüdü. Fuat Paşa’nın damadı olan Hulusi Paşa ise Sivas’a sürüldü. 1903 civarı vuku b*** bu hadisede Fuat Paşa ile damadının sürgünlükte zor günler yaşadığı söylenmiştir. Lâkin bu zulumlerin de bir sonu vardı elbet. İlerleyen zamanlarda baltayı taşa öyle ki vurdu ki..? Gelin nasıl oldu birlikte bakalım. Fehim Paşa gaz ihalesine, ticaret işlerine giriyor ve limanda adamları sürekli İtalyan, İngiliz tüccarların mallarına sorun çıkarıyordu. Fehim Paşa’nın dokunulmazlığı biraz da kapitülasyon perdesi altında dolanan, polisin ilişemediği Pera eşirrasına diş geçirebilmesinden. Fehim Paşa’nın bu tutumundan dolayı hakkında sürekli şikayetler var ama kimse diş geçiremiyor, yabancı tüccarlar şikâyet üstüne şikâyet yolluyorlardı. En sonunda beklenen oldu Fehim Paşa’ya sürgün çıktı ama bu olanların üzerine mi hayır. Çünkü bunlardan Sultan bihaber.. Peki ne oldu da çıktı? Devam edelim. Fehim Paşa, “Gençlik saikası” denilen bir olayın bahanesiyle ve kadın düşkünlüğünden dolayı Alman elçisini karısını taciz etmesi üzerine, başta Alman elçisi olmak üzere yabancıların baskısını Sarayda büyük yankı uyandırdı. Bu olanların üzerine Fehim Efendi, Saraya şöyle bir mektup dahi yazmış olup buna Saray cevap dahi vermemiştir. Sürgün olmasına karşı hala kibrinden ödün vermeyen Fehim Efendi, bu duy*** ların üzerine halen daha Bursa caddelerinde görkemli "landon" arabasıyla gezmesi de halkın ona olan nefretini dahada arttırmaktaydı.
Harbiye'yi ise "zadegan" yani soylular sınıfında okuyarak 1894'te bitirdi. İki yıl sonra "kolağası" rütbesini aldı ve padişah yaveri oldu. Haberalma etkinliklerinde görevlendirildi, zamanla baş hafiyeliğe yükseldi. Hiçbir savaşa katılmamasına karşın 25 yaşında "paşa" ve otuzuna gelmeden "ferik" rütbesini aldı. Paşalık ünvanını ise öncelikle hafiye teşkilatının İstanbul ile yakın çevresindeki en önde gelen adamlarından olduğu için almıştır. Fehim Paşa, İstanbul’a bir zamanlar nam salmış “Onikiler” adlı çetenin de perde arkasındaki organizatörü olduğu iddia edilir. Bu yüzdende Sultan Abdülhamid döneminin kabadayı meşrepli paşalarından olmuştur. Sultan Abdülhamid’in uzun seneler baş hafiyeliğini yapmış olan Fehim Paşa, o dönemin en nefret edilen isimlerin ilk sırasında idi. Çetesi ile beraber menfaat ve para uğruna yapmadığı kötülük, bulaşmadığı belâ kalmamış, onbinlerce masumun canını yakmış, nice ocakları söndürmüş ve “Margaret” adındaki metresinin bir dediğini iki etmemek için rüşvet ve vurgunu günlük iş hâline getirmişti. Olayı planlayan Fehim Paşa, kabadayılarını silahlandırıyor, Fuat Paşa’nın Şehzadebaşı’ndaki konağına baskına gidiyordu. Konağa varır varmaz Fuat Paşa’nın konağının etrafı sarıldı. Fehim Paşa kendisi gibi çoğunluğu kafkasyalı olan çetesiyle konak ahalisi arasında, saatleri b*** bir müsademe yani kısa kısa çatışmalar vuku buluyordu. Fakat Fehim Paşa bir türlü konağa giremiyor, adamlarından yaralanan oluyordu. Bu olanların üzerine Fehim Paşa önce yaralı adamlarını hastaneye gönderiyor, daha sonra polis memuru gibi gösterip devletin parasıyla tedavi ettiriyordu. Tedavi ettirilen adamların günümüze kadar intikal etmiş belgesi dahi vardır. Ardından istihbaratın öçnemli adamı Fehim Paşa iki jurnalle padişaha.”Fuat Paşa’nın konağında Hürriyetçiler vardı. Polisle gittim. Çatıştılar” diye yalan bir haber iletince, Fehim Paşa böylelikle kendi düzenlediği takibattan yakasını kurtarıyordu. Bu olanların üzerine Fuat Paşa’nın itirazlarına karşın rütbeleri söküldü ve Şam’a sürüdü. Fuat Paşa’nın damadı olan Hulusi Paşa ise Sivas’a sürüldü. 1903 civarı vuku b*** bu hadisede Fuat Paşa ile damadının sürgünlükte zor günler yaşadığı söylenmiştir. Lâkin bu zulumlerin de bir sonu vardı elbet. İlerleyen zamanlarda baltayı taşa öyle ki vurdu ki..? Gelin nasıl oldu birlikte bakalım. Fehim Paşa gaz ihalesine, ticaret işlerine giriyor ve limanda adamları sürekli İtalyan, İngiliz tüccarların mallarına sorun çıkarıyordu. Fehim Paşa’nın dokunulmazlığı biraz da kapitülasyon perdesi altında dolanan, polisin ilişemediği Pera eşirrasına diş geçirebilmesinden. Fehim Paşa’nın bu tutumundan dolayı hakkında sürekli şikayetler var ama kimse diş geçiremiyor, yabancı tüccarlar şikâyet üstüne şikâyet yolluyorlardı. En sonunda beklenen oldu Fehim Paşa’ya sürgün çıktı ama bu olanların üzerine mi hayır. Çünkü bunlardan Sultan bihaber.. Peki ne oldu da çıktı? Devam edelim. Fehim Paşa, “Gençlik saikası” denilen bir olayın bahanesiyle ve kadın düşkünlüğünden dolayı Alman elçisini karısını taciz etmesi üzerine, başta Alman elçisi olmak üzere yabancıların baskısını Sarayda büyük yankı uyandırdı. Bu olanların üzerine Fehim Efendi, Saraya şöyle bir mektup dahi yazmış olup buna Saray cevap dahi vermemiştir. Sürgün olmasına karşı hala kibrinden ödün vermeyen Fehim Efendi, bu duy*** ların üzerine halen daha Bursa caddelerinde görkemli "landon" arabasıyla gezmesi de halkın ona olan nefretini dahada arttırmaktaydı.
Ekli dosyalar
💬 SpyHackerz Telegram — Anlık tartışmalar ve duyurular için katıl