Dini şiirler ve Ilahi sözleri

Bu aşk

Dağa düşer kül eder,
Gönüllere yol eder,
Sultanları kul eder,
Akıl ermez bu aşka.

Dost vurmuşsa kime ok,
Onda tasa kaygı yok,
Feryadı çok, âhı çok,
Akıl ermez bu aşka.

Bardakları taşırır,
Sıkıntıya düşürür,
Ateşlerde pişirir,
Akıl ermez bu aşka.

Denizleri kaynatır,
Dalga vurur oynatır,
Yunus seni söyletir,
Akıl ermez bu aşka.
 
Dervişe benzer

Bilmeli, bilmeyenler,
Aşk bir güneşe benzer,
Aşkı olmayan kalbler,
Sanki bir taşa benzer.

Taş gönülde ne biter,
Dilinde ağı tüter,
Çok yumuşak dese de,
Sözü savaşa benzer.

Aşk dolu gönül yanar,
Yumuşar muma döner,
Kararır taş gönüller,
Bir kara kışa benzer.

Yunus geç endişeden,
Hazırlan yola dünden,
Hayrını gönder önden,
Bunlar dervişe benzer.
 
Aşk budur

Aşk duyulmaz hitaptır,
Yazılmaz ve okunmaz,
Acayip bir kitaptır,
Silinmez ve kazınmaz.

Ölü gönlü diriltir,
Akıllıyı delirtir,
Düşerse bir taş kalbe,
Onu bile eritir.

Derde deva bildirmez,
Çok çektirir öldürmez,
Düşünmez kavuşmayı,
Ağlatır da güldürmez.

Aşk tuhaf bir bakıştır,
Ateşsiz bir yakıştır,
Yaşamayan bilemez,
Kalbden kalbe akıştır.

Aklını alır baştan,
Keser ekmekten aştan,
İçin için ağlatır,
Gözler kurumaz yaştan.

Yunus yanar yakınır,
Sağa sola bakınır,
Gizleyemez hâlini,
Yüzünden aşk okunur.
 
Seher vakti

Ne hoş tatlı Hû yâdı,
Seher vakti olunca,
Baldan tatlı Hû adı,
Seher vakti olunca.

Geceleyin kalkarlar,
Canı feda kılarlar,
Aşk oduna yanarlar,
Seher vakti olunca.

Seher vakti hoş saat,
Kalkanlar eder rahat,
Aşk bilmez istirahat,
Seher vakti olunca

Göklere çıkınca âh,
Pek çok olsa da günah,
Affeder bizi O Şâh,
Seher vakti olunca.

Ahmed Yesevi
(Rahmetullahi aleyh)

Kelimeler:

Yâd: Hatırlamak, anmak, zikir
 
Allahü ekber

Kahraman yiğitler gezer dillerde,
Kükreyip der aşkla Allahü Ekber.
Hak dostları yaşar hep gönüllerde,
Kükreyip der aşkla Allahü Ekber.

İhlâsla alınır bütün nefesler,
Şehitlik içindir yüce hevesler,
Yaşanmış tarihe şan veren sesler,
Kükreyip der aşkla Allahü Ekber.

Hoca, bu, ecdadın zafer bestesi,
Durur mu hiç artık cesur hamlesi,
Göklere yükselir, imanlı sesi,
Kükreyip der aşkla Allahü Ekber.
 
Vefakâr

Kime gönül vermişsem,
Olamıyor bana yâr,
Kiminle dost, olmuşsam,
Olmuyor hiç vefakâr.

Hakk’tan meğer takdirdi,
Kalb aşkı benimsedi,
Hiç kimse benim gibi,
Olamaz aşka düçar.

Âşıklar aşkı alır,
Derdine derman bulur,
Nicesi mahrum kalır,
Hiç olmazmış haberdar.

Bu kahra hayret gerek,
Dervişe gayret gerek,
Yunus âşıksan gerçek,
Âşığa olmazmış âr.

Kelimeler:

Düçar:
Tutulmuş, yakalanmış
Kahır:
Derin üzüntü veya acı, sıkıntı
 
Ümitsiz değilim

Ümitsiz değilim, günahkârsam da,
Mağfiretin çoktur, affet Allah’ım!
Huzurda edepsiz, cüretkârsam da,
Mağfiretin çoktur, affet Allah’ım!

Geceyi gündüze katamıyorum,
Üstümden gafleti atamıyorum,
Kaç kez tevbe ettim, tutamıyorum,
Mağfiretin çoktur, affet Allah’ım!

Hoca imdat ister, böyle taşkına!
Lütfet, doğru yolu göster şaşkına!
İki cihan habibinin aşkına,
Mağfiretin çoktur, affet Allah’ım!
 
İrşâdî manzumesi

Her cihetten münezzehtir Rabbimiz,
Muhtaç değil zaman ile mekâna.
Varları yok, yokları da var eder,
Dilediği şeyler gelir imkâna.

Hayat’tır varlığı, bizle değildir.
Basardır, görmesi, gözle değildir.
Kelamı var ama sözle değildir.
Hiç benzetilemez yaratılana.

Rabbimizden iste, yükselt feryadı,
Herkese veriyor neyse muradı,
Mevla emretmese, sinek kanadı,
Oynatıp da, uçamazdı bir yana.

Hangi şahta vardır böyle bir hüner,
Batıdan doğuya çekmiştir kemer,
Gökte dönüp durur Şems ile kamer,
Yazık olsun onda kusur bulana!

Hakk’ın eseridir yoktur mimarı,
Odur yerin göğün perverdigârı,
Bulutlardan verir bize yağmuru,
Damla damla akar, bağa bostana.

Nasıl yaratılmış yedi kat felek,
Bir ibadet olur bunu düşünmek,
İçleri doludur hesapsız melek,
Tesbih edip yalvarırlar Sübhana.

Kimi gözlerinden akıtır yaşı,
Kimisi secdeye koymuştur başı,
Hiç biri değildir erkek ve dişi,
Yiyip içmez, benzemez hiç insana.

Gökten indirmiştir yüz dört kitabı,
Kime indi şöyle bunun hesabı:
On suhuf Âdem’e kıldı hitabı,
Dostu koyup aldanma sen düşmana.

Elli suhufunu Şit’e indirdi,
Otuz suhufunu İdris’e verdi,
On suhufu Halil’ine gönderdi,
Herkes Mevla birdir diye inana.

Büyük kitaplarsa dört tanedir bil!
Musa’ya Tevrat’tır, İsa’ya İncil,
Allah’ın emriyle indirdi Cibril,
Gaflette olanlar artık uyana!

Zebur’un sahibi Hazret-i Davud,
İnanmayan oldu sanki bir Nemrud,
Kur’an-ı kerimi gönderdi Mabud,
Nebiler Serveri Şah-ı Sultana.

Kelimeler:Münezzeh: Kusursuz ve hiç bir şeye muhtaç olmayan
Basar: Gören
Şems: Güneş
Kamer: Ay
Perverdigar: Yaratıcı
Felek: Gök
Sübhan: Allah
Suhuf: Forma, küçük kitap
 
Hoştur

Kulun Hak aşkıyla yanması hoştur,
Şu gönlün Mevla’yı anması hoştur.

Aşk denizi dalgalanıp taşıyor,
Âşığın içine dalması hoştur.

Bu denize düşen ölür dediler,
Denizde boğulup ölmesi hoştur.

Gün gelir gözlere topraklar dolar,
İmanlı gözlere dolması hoştur.

Hak aşkı gelince eksikler biter,
Bitmemiş olsa da, gelmesi hoştur.

Hoca, şan ve şöhret hepsinden beter,
Her birinden uzak kalması hoştur.
 
Gaffar odur

Bâtın odur, Zâhir odur,
Evvel odur, Âhir odur,
Kadir odur, Kahir odur,
Ceza veren, Kahhar odur.

Dilimizde Sübhan odur,
Lütfedici Rahman odur,
Âlemlere sultan odur,
Rahim odur, Gaffar odur.

Yumurtadan kuş türeten,
Kudret dilini söyleten,
Gizli açık kusur örten,
Ayıpları Settar odur.

Yunus’u yoktan yaratan,
Göğü yıldızla donatan,
Her şeyi dengede tutan,
Güç yetiren Cebbar odur.
 
Bülbül niçin ağlarsın?

Nedir bu garip hâlin?
Bülbül niçin ağlarsın?
İzini mi kaybettin?
Bülbül niçin ağlarsın?

Karlı dağdan mı aştın?
Deryalardan mı geçtin?
Gülden mi ayrı düştün?
Bülbül niçin ağlarsın?

Peşine kim takıldı?
Gül bahçen mi yakıldı?
Sarayın mı yıkıldı?
Bülbül niçin ağlarsın?

Niye garip ötersin?
Öyle figan edersin?
Sılaya mı gidersin?
Bülbül niçin ağlarsın?

Uykudan mı uyandın?
Al kana mı boyandın?
Gül aşkıyla mı yandın?
Bülbül niçin ağlarsın?

Öyle niçin inlersin?
Dertleri yenilersin,
Hoca’dan ne dilersin?
Bülbül niçin ağlarsın?
 
Seni gören göz

Şu göz ki seni gördü,
O kime nazar ede?
Şu can ki seni sevdi,
Tende ne karar ede?

Düşer âşık aşkına,
Derdine yanıp dura,
Görmek dermandır ona,
Doktor ne tımar ede?

Aşkın ezeli yeri,
Kalmaz asla hiç geri,
Duyan âşık, haberi,
Yokluğu şikâr ede.

Sen bir gani sultansın,
Canlar içinde cansın,
Canlara da canansın,
Dil nasıl ikrar ede.

Gerçek şaha kul olan,
Gönlünü sana salan,
Seni kendinde bulan,
Nereye sefer ede?

Bu çeşniyi tadana,
İçmeli kana kana,
Derdine düşen cana,
Hekim ne tımar ede?

Bu sırları duyanı,
Eğer âşıksa canı,
Açıldı cevher kanı,
Alana haber ede.

Yunus der ki bu ara,
Hazret’e yüzü kara,
Müflistir yoktur para,
Neyiyle pazar ede?

Kelimeler:

Çeşni:
Yiyeceğin ve içeceğin tadı
Şikâr: Ganimet
 
Yanayım

Şöyle hayran et beni,
Aşk ateşine yanam,
Her nereye bakarsam,
Gördüğüm seni sanam.

Beni sever Sübhânım,
Ona fedadır canım,
Neşe doludur anım,
Ya ben nice eğlenem?

Yedi spyhackerz yanmaz,
Bir âhıma katlanmaz,
Sekiz cennet aldatmaz,
Bunda neye eğlenem?

Gelse de yüz bin huri,
Gözümde yok hiç biri,
Aşkın gönlümde yeri,
Senden nice usanam?

Aşkını duydu canım,
Aydınlandı cihanım,
Yoktur elbet mekânın,
Seni nerde arayam?

Yedi deniz geçersem,
Yetmiş ırmak içersem,
Susuzlukla göçersem,
Dost şerbetiyle kanam.

Yunus’un hoştur sözü,
Aşkla yanıyor özü,
Kördür münkirin gözü,
Ben neleri gösterem?
 
Hakkın cemali

Bülbülü şeyda eden,
Aşkın bir cilvesidir.
Âleme rüsva eden,
Aşkın bir cilvesidir.

Aklımı baştan alan,
Beni sevdaya salan,
Şeyhime köle kılan,
Aşkın bir cilvesidir.

Oku büküp yay eden,
Bağrı delip ney eden,
İşlerimi vay eden,
Aşkın bir cilvesidir.

Aklımı bihuş eden,
Bağrımı bir taş eden,
Âlemde sarhoş eden,
Aşkın bir cilvesidir.

Gönlümü tutup yakan,
Dertten dertlere sokan,
Kendine mahsus kılan,
Aşkın bir cilvesidir.

Varlıkları aldıran,
Hülyalara saldıran,
Deryalara daldıran,
Aşkın bir cilvesidir.

Gözleri giryan eden,
Ciğeri büryan eden,
Yoluna hayran eden,
Aşkın bir cilvesidir.

Yunus’u mahzun eden,
Sanki bir mecnun eden,
Haline memnun eden,
Aşkın bir cilvesidir.

Kelimeler:Şeyda: Tutkun
Bihuş: Akılsız, sersem
Büryan: Kebap
Giriftar: Tutulmuş, yakalanmış
Giryan: Ağlayan
Rüsva: Rezil
 
Sürmüşler

Her türlü cefaların,
Adına aşk demişler,
Bu cefaya katlanan,
Dosta halvet vermişler.

Kim ki aşka ulaşa,
Durmaz kaynayıp taşa.
İyi kötü baş başa,
Dört yanında durmuşlar.

Her kim aşk eri ise,
Aşka müşteri ise,
Aşk onun yâri ise,
Cana ateş koymuşlar.

Yunus koru kendini!
Bırak çekip gideni!
Aşkı inkâr edeni,
Bu meydandan sürmüşler.
 
Boş görme

Öyle boş görme beni!
Dostları görüp geldim.
Nice ibretli demi,
Dostlarla sürüp geldim.

Hak’tır söyleyen dilde,
Neler var ki şu kulda,
Varlıklarım o ilde,
Buraya garip geldim.

Tüccarım malım çoktur,
Benim ortağım Hak’tır,
Asla ziyanım yoktur,
Cümle değişip geldim.

Âdem olmak istedim,
Dünyadaymış kısmetim,
Bilmeden buğday yedim,
Cennetten çıkıp geldim.

Nuh oldum tufan için,
Çalıştım iman için,
İnanmayan münkiri,
Suya boğdurup geldim.

Yalan değildir sözüm,
Bak yüzüme, aç gözün!
Belli oluyor izim,
Şu yoldan erip geldim.

Circis oldum basıldım,
Mansur oldum asıldım,
Hallaç pamuğu oldum,
Bunda atılıp geldim.

Zekeriya’ydım kaçtım,
Koşup ağaca geçtim,
Kanımı yere saçtım,
Kelle kestirip geldim.

İşi yapan Sübhan’dı,
Bilen buna inandı,
Yunus ise pinhandı,
Suret değişip geldim.

Kelimeler:

Pinhan
: Gizli
 
Vuslat eri

Vuslat eri olmuş isen,
Bu dert ile firak nedir?
Dostu yakın görmüş isen,
Bu baktığın ırak nedir?

Vuslat eri olan kişi,
Gerçekleri bulan kişi,
Yolunda yol alan kişi,
Bir görelim durak nedir?

İlim gözün hicabıdır,
Ölüm kalım hesabıdır.
Eldeki aşk kitabıdır,
Bu okunan varak nedir?

Yunus gözünü açasın!
Nefis tuzağın seçesin!
Dost menziline geçesin!
Ondan iyi durak nedir?

Kelimeler:

Vuslat: Sevgiliye kavuşma
Varak: Kitap yaprağı
Firak: Ayrılık, hicran
 
Yandı yürek

Yandı yürek tutuştu,
Ciğer sanki kebaptır.
Âşıkların şerbeti,
Bu derdime sebeptir.

Kimi durmaz aşk düzer,
Kimisi var, aşk bozar,
Kimisi sarhoş gezer,
Onun işi haraptır.

Aşkla çalındı kalem,
Aşka esirdir âlem,
Âşık olarak ölem,
Bilmeyene hicaptır.

Medrese müderrisi,
Görmedi böyle dersi,
Âciz kaldı cümlesi,
Bilemez ne kitaptır.

Bak davacı şeytana,
Başvurmuştu yalana,
Yalan dava kılana,
Karşılığı azaptır.

Öğren hakkı bulmayı!
İste miskin kalmayı!
Yunus miskin olmayı,
Arzulayan Çalap’tır.
 
Pehlivan var

Yüreğim nasıl yanar,
İçimde inilti var.
Bu halkın arasında,
Halimize gülen var.

Bırak sen gülen gülsün,
Yeter Hak bizim olsun,
Gâfil bunu ne bilsin,
Yaratanı seven var.

İhlâs, amel azıktır,
Bu yol gayet uzaktır,
Dünya ona tuzaktır,
Arasında umman var.

Girmişiz doğru yola,
Bakmayız sağa sola,
Yardımcımız Hak ola,
Yanımızda Rahman var.

Kim derse ben pehlivan,
İşte bekliyor meydan,
Şahit olmalı cihan,
Buralarda merdan var?

Yunus sen, vazgeç bundan,
İsteme öyle meydan,
O meydanın içinde,
Sayısız pehlivan var.

Kelimeler:Merdan: Mertler
 
Nasıl bilir?

Aşkın acı tadını,
Tatmayan nasıl bilir?
Yükün ağırlığını,
Tartmayan nasıl bilir?

Değişir hâl ve eda,
Başkadır onda seda,
Hakk’a başını feda,
Etmeyen nasıl bilir?

Siler kalbin pasını,
Bilir malın hasını,
Ayrılığın yasını,
Tutmayan nasıl bilir?

Durmaz ağrıtır başı,
Akıtır gözden yaşı,
Zehir katılmış aşı,
Yutmayan nasıl bilir?

Nasip olmaz her kula,
Düşürür uzun yola,
Varlığını bir pula,
Satmayan nasıl bilir?

Karda, kışta, soğukta,
Ayakları batakta,
Diken dolu yatakta,
Yatmayan nasıl bilir?

Gözlerinde korku yok,
Görenleri eder şok,
Hedefe doğru bir ok,
Atmayan nasıl bilir?

Yaklaşılmaz yanına,
Kıymet verir canına,
Canını cananına,
Vermeyen nasıl bilir?

Görmemiş, bilmez sefa,
Her zaman çeker cefa,
Dostlarından bir vefa,
Görmeyen nasıl bilir?

Tuzakları, bağları,
Kırar demir ağları,
Çıkılmaz sarp dağları,
Aşmayan nasıl bilir?

Duramaz hep bir yerde,
Ateşler yanar serde,
Şu aşk denilen derde,
Düşmeyen nasıl bilir?

Görülmez belki düşte,
Mâşuku var her işte,
Yunus gibi ateşte,
Pişmeyen nasıl bilir?
 
Analım Rabbimizi

Tesbihlerle, taşlarla,
Analım Rabbimizi.
Gözden akan yaşlarla,
Analım Rabbimizi.

Ceylanla âhu ile,
Diriliş ruhu ile,
Yâ Allah, yâ hû ile,
Analım Rabbimizi.

İsmini okuyarak,
Günahı bırakarak,
Baş açık, yalınayak,
Analım Rabbimizi.

Dine uygun sohbetle,
Edeb ile, sünnetle,
Şükranla ve minnetle,
Analım Rabbimizi.

Şükreden şâkir ile,
Zikreden zâkir ile,
Zenginle, fakir ile,
Analım Rabbimizi.

Hoca, gülle, sümbülle,
Güle âşık bülbülle,
Günahtan uzak dille,
Analım Rabbimizi.
 
Allah’ım

Lütfedip aç bize doğru yolunu!
Merhamet sahibi yüce Allah’ım.
Sensin esirgeyen cümle kulunu,
Merhamet sahibi yüce Allah’ım!

Gaflet uykusundan uyandır bizi!
Her işte rızana dayandır bizi!
Emredilen renge boyandır bizi!
Merhamet sahibi yüce Allah’ım!

Bizde olmasa da, hiç bir liyakat,
Büyükler bizlere eder refakat,
Hüdayi kulunda kalmadı takat,
Merhamet sahibi yüce Allah’ım!

Kelimeler:

Refakat: Arkadaşlık, eşlik
Takat: Güç, hâl, derman, kuvvet
 
Gidelim

Dostunla yapılan ahitten dönme!
Haydi gönül, dost iline gidelim.
Sakın bu fâniyi vatan edinme!
Haydi gönül, dost iline gidelim.

Allah aşkı ile yanıp coşmalı,
Kanatlanıp engelleri aşmalı,
Senin ile tam hedefe düşmeli,
Haydi gönül, dost iline gidelim.

Hayat iklimine ermek istersen,
Dostun bahçesini görmek istersen,
Solmayan gülleri dermek istersen,
Haydi gönül, dost iline gidelim.

Dosttan yana kanatlanıp uçarak,
Hüdayi’yi alıp dağlar geçerek,
Hızır gibi âb-ı hayat içerek,
Haydi gönül dost iline gidelim.

Kelimeler:

Ahit: Antlaşma, sözleşme
Âb-ı hayat: Hayatsuyu, ölümsüzlük sağlayan su
 
Yetmez mi Allah bize?

Bırakmalı dünyayı,
Yetmez mi Allah bize?
Atmalı mâsivayı,
Yetmez mi Allah bize?

Gâfil ister dünyada,
Ârif ister ukbâda,
Herkes ayrı sevdada,
Yetmez mi Allah bize?

Dertliler derman ister,
Gönüller sultan ister,
Âşıklar canan ister,
Yetmez mi Allah bize?

Bülbül eder güle zâr,
Pervaneyi yakar nar,
Herkesin bir derdi var,
Yetmez mi Allah bize?

Herkes bir yola gider,
Yollarını metheder,
Hüdayi de şöyle der:
Yetmez mi Allah bize?
 
Rızıksız kul olmaz

Bir gün bahtımız açılır,
Böyle battıkça batmaz ya!Hâlık sebepler yaratır,Kapısını kapatmaz ya!

Yalvarışım benim Hakka,Değildir rızk için hâşâ,Rezzak-ı âlemdir Hüdâ,Rızıksız kul yaratmaz ya.

Erzurumlu İbrahim Hakkı

Kelimeler:


Hâlık: Her yaratan, Allah
Rezzak-ı âlem: Her mahlûkun rızkını veren, Allah
 
Tevhid

Rabbimizi ananın,
Tevhiddir işi gücü.
Hak aşkıyla yananın,
Tevhiddir işi gücü.

Rabbim çok nimet vere,
Sayısız lütfa ere,
Geçmez ömrü boş yere,
Tevhiddir işi gücü.

Büküp oturur dizi,
Dünyadan yumar gözü,
Hikmetlidir her sözü,
Tevhiddir işi gücü.

Gafletten uzak durur,
Kalbi Hak diye vurur,
Zikirle dili kurur,
Tevhiddir işi gücü.

Gece gündüz zikreder,
Bırakmaz onda keder,
Vaktini etmez heder,
Tevhiddir işi gücü.

Hoca boş işi bırak!
Eceli sanma ırak!
Salihlere yok durak,
Tevhiddir işi gücü.
 
Sensin

Tende canım canda, cananım sensin,
Gönlümün tahtında, sultanım sensin.

Dert sabaha kadar, inletir beni,
Derdimin içinde, dermanım sensin.

Yere göğe sığmaz, mümin kalbinde,
Katremin içinde, ummanım sensin.

Bütün varlığımla, muhtacım sana,
Niyazi gönülde, fermanım sensin.

Kelimeler:

Katre: Damla
Umman: Okyanus, derya
 
La ilahe illallah

Demeliyiz her zaman,
La ilahe illallah...
De tazelensin iman!
La ilahe illallah...

Endişesi Hak ola,
Gönlü nur ile dola,
Azık edesin yola,
La ilahe illallah...

Yabanda koymaz seni,
Ateşe kıymaz seni,
Çürütmez nazik teni,
La ilahe illallah...

Unutmazsan Rahmanı!
Kovar senden şeytanı!
Mümin eder insanı,
La ilahe illallah...

Kararır o gün yüzler,
Tutamaz olur dizler,
Delil olur bu sözler,
La ilahe illallah...

Bırakmamalı elden!
Düşürmemeli dilden!
Söyle canı gönülden!
La ilahe illallah...

Hoca yapış Sünnet'e!
Kavuşursun himmete,
Koyar seni Cennete,
La ilahe illallah...
 
Hoşa geldi

Dertli gönlün yarası,
Kaynadı taşa geldi.
Aşk denizi dalgası,
Başımdan aşa geldi.

Şu aşk canıma yetti,
Sabrımı alıp gitti,
Sırlarımı faş etti,
Bu garip başa geldi.

Benim gönlümü alan,
Canıma canan olan,
Beni divane kılan,
Önüme düşe geldi.

Baktım ki ileriden,
Çıkageldi yeniden,
Beklemezken aniden,
Tedbirim şaşa geldi.

Durulmaz aşk önünde,
Bela eser yönünde,
Canım ezel gününde,
Aşka ulaşa geldi.

Yapış aşkın izine,
Bakarken dost yüzüne,
Bir hal oldu gözüne,
Ansızın tuşa geldi.

Eşrefoğlu Rumi’nin,
Varlığı hepsi senin,
Her ne ki, senden geldi,
Canıma hoşa geldi.

Kelimeler:

Sırrı faş etmek:
Sırrı açıklamak
Ezel: Başlangıcı olmayan
 
Dost kaygısı

Düştüm dostun kaygısına,
Başka kaygı neme gerek?
Dost sevdası var başımda,
Başka sevda neme gerek?

Ben Allah için giderim,
Yalan dünyayı n’iderim,
Ne mal, ne de mülk isterim,
Şu masiva neme gerek?

Ben dostuma gönül verdim,
Dünya ile yoktur derdim,
Gerçekleri açık gördüm,
Hayal rüya neme gerek?

Kelimeler:

Masiva: Allahü teâlâdan başka herşey
 
131,800Konular
3,271,496Mesajlar
316,232Kullanıcılar
cvghhgg6Son Üye
Üst Alt