Dini şiirler ve Ilahi sözleri

Hakka yalvarış

Yüce Rabbim, sana açtım elimi,
Bilirsin elbette benim hâlimi.

Hain nefse uymak belimi büktü,
Gönlümün sarayı yıkılıp çöktü.

Ne sıkıntı çekti şu çileli baş,
Gözlerimden dökülüyor kanlı yaş.

Günler oldu heder, yaz ve kış keder,
İnsan buna nasıl tahammül eder?

Bu derdi çekmeye kalmadı derman,
Senindir her zaman, her işte ferman.

Takdirde olanlar çengel değildir,
Tedbir almak ona engel değildir.

Emrin olmadan senin ey yüce Hak,
Rüzgâr esmez, düşmez ağaçtan yaprak.

Bulutlar dağılır, yağmurlar yağmaz,
Her yer gece olur, hiç güneş doğmaz.

Geceden gündüzü çıkartan sensin,
Kâinatı yoktan yaratan sensin.

İstersen zorları âsân edersin,
Rahmetini saçar, ihsan edersin.

Gizliyi, açığı elbet bilirsin,
Boş çevirmez, isteyene verirsin.

Yâ Rab, ancak senden olur inâyet,
Dünya sevgisinden bizi halâs et!

Yüce Mevlâm, senden olmazsa ferman,
Hoca nasıl bulur derdine derman?
 
Allah der

Dağlar ve taşlar,
Allah’ı anar.
Kurtlar ve kuşlar,
Allah’ı anar.

Güller, sümbüller,
Öten bülbüller,
Yanık gönüller,
Allah’ı anar.

Aşkla yananlar,
Canla cananlar,
Göçüp konanlar,
Allah’ı anar.

Erken uyanan,
Hakka dayanan,
Kalbden inanan,
Allah’ı anar.

Dergâha giren,
Nefsini yeren,
Gerçeği gören,
Allah’ı anar.

Bırak hayreti!
Göster gayreti!
Bilen nimeti,
Allah’ı anar.

Sabreden fakir,
Şükreden şâkir,
Hoca, her zâkir,
Allah’ı anar.
 
Rabbim

Denizde, tuz gölünde,
Hikmetin çok elbette.
Böceklerin dilinde,
Hikmetin çok elbette.

Ovada, dağda, taşta,
Göklerde uçan kuşta,
İnişte ve yokuşta,
Hikmetin çok elbette.

Köşede ve kenarda,
Kaplıcada, pınarda,
Asırlık şu çınarda,
Hikmetin çok elbette.

Genelde ve özeldi,
Çirkinde vegüzelde,
Ebedde ve ezelde,
Hikmetin çok elbette.

Hoca, yaş akan gözde,
Emr-i maruflu sözde,
Nur saçan yaşlı yüzde,
Hikmetin çok elbette.
 
Gerisi boş

Sayılıdır her nefes,
Dünyadan meylini kes!
Bir gün göçecek herkes,
Allah bes, baki heves.

Her ten biter bir dertle,
İş yapılmaz namertle,
Uğraşma hiç bir fertle!
Allah bes, baki heves.

Gider bir gün âfiyet,
Her yeri kaplar zulmet,
Tevbe büyük bir nimet,
Allah bes, baki heves.

Adı onun Gafur’dur,
Kapısı açık durur,
Af dileyen af bulur,
Allah bes baki heves.

Hoca el aç Allah’a!
Hiç yanaşma günaha!
İşleme hiç bir daha!
Allah bes, baki heves.
 
Zikret Mevla’yı!

Günahını bil!
İzlerini sil!
Kurumasın dil!
Zikret Mevlâ’yı!

Kimseyi üzme!
Günahta yüzme!
Abdestsiz gezme!
Zikret Mevlâ’yı!

Devadır derde,
Evde, seferde,
Her an, her yerde,
Zikret Mevlâ’yı!

Kitap seçerken,
Ölçüp biçerken,
Konup göçerken,
Zikret Mevlâ’yı!

Ağrın dinerken,
Çıkıp inerken,
Dilin dönerken,
Zikret Mevlâ’yı!

Çile çekerken,
Şimşek çakarken,
Sesin çıkarken,
Zikret Mevlâ’yı!

Biter ömrümüz,
Gidelim dümdüz,
Gece ve gündüz,
Zikret Mevlâ’yı!

Cahile sorma!
Yanına varma!
Ele duyurma!
Zikret Mevlâ’yı!

Yolda yürürken,
Bakıp görürken,
Eve girerken,
Zikret Mevlâ’yı!

Kimseyi yerme!
Hor hakir görme!
Hiç mola verme!
Zikret Mevlâ’yı!

Hakikati duy!
Âlimlere uy!
Hoca, edip huy,
Zikret Mevlâ’yı!
 
Hangisine şükredelim

Ağzımız var, burnumuz var,
Hangisine şükredelim?
Midemiz var, karnımız var,
Hangisine şükredelim?

Konuşursa, dilimize,
Ağrımazsa, belimize,
Tutuyorsa, elimize,
Hangisine şükredelim?

Yazımıza, kışımıza,
Kirpiklere, kaşımıza,
Saçımıza, başımıza,
Hangisine şükredelim?

Sağımız var, solumuz var,
Bacağımız, kolumuz var,
Hakk’a giden yolumuz var,
Hangisine şükredelim?

Doğru ise sözlerimiz,
Ağrımazsa, dizlerimiz,
Görüyorsa gözlerimiz,
Hangisine şükredelim?

Kıymetlidir zamanımız,
Yansak çıkmaz, dumanımız
Ehl-i sünnet imanımız,
Hangisine şükredelim?

İşitirse kulağımız,
Geziyorsa, ayağımız,
Çalışırsa, dalağımız,
Hangisine şükredelim?

Nimetlere şükrümüze,
Rabbimizi zikrimize,
Aklımıza, fikrimize,
Hangisine şükredelim?

On tanedir parmağımız,
Her parmakta tırnağımız,
Yüzde, iki yanağımız,
Hangisine şükredelim?

Güneşimiz, ayımız var,
Kahvemiz var, çayımız var,
Her gün artan sayımız var,
Hangisine şükredelim?

İşitilen sedamız var,
Her çeşitten gıdamız var,
Gazozumuz, sodamız var,
Hangisine şükredelim?

Eskimiz var, yenimiz var,
Zalimlere kinimiz var,
İmanımız, dinimiz var,
Hangisine şükredelim?

Akımız var, karamız var,
Kocamız var, karımız var,
Ballar yapan arımız var,
Hangisine şükredelim?

Kurumuza, yaşımıza,
Kesilmeyen aşımıza,
Secde eden başımıza,
Hangisine şükredelim?

Oğlumuz var, kızımız var,
Tavuğumuz, kazımız var,
Benzinimiz, gazımız var,
Hangisine şükredelim?

Kesilmeyen suyumuza,
Çalışan beş duyumuza,
Güzel ise huyumuza,
Hangisine şükredelim?

İnci gibi dişimize,
Salih olan eşimize,
Uygun olan işimize,
Hangisine şükredelim?

Mevla’mızı anıyorsak,
Nimetlere konuyorsak,
Büyükleri tanıyorsak,
Hangisine şükredelim?

Bâtıllara etme minnet!
Salihlere hazır Cennet,
Yolumuz var Ehl-i sünnet,
Hangisine şükredelim?

Işığımız kararmıyor,
Gözlerimiz morarmıyor,
Şu benzimiz sararmıyor,
Hangisine şükredelim?

Saklı gizli işimiz yok,
Korku veren düşümüz yok,
Hırkamız var, karnımız tok,
Hangisine şükredelim?

Kesilmiyor hiç sesimiz,
Kırılmıyor hevesimiz,
Rahat çıkar nefesimiz,
Hangisine şükredelim?

İyi haber alıyoruz,
Neşe ile doluyoruz,
Namazları kılıyoruz,
Hangisine şükredelim?

Aç ve açık kalmıyoruz,
Hiç perişan olmuyoruz,
Zorluklardan yılmıyoruz,
Hangisine şükredelim?

Rabbim çoktur hikmetlerin,
Durmaz yağar rahmetlerin,
Hoca der, bu nimetlerin,
Hangisine şükredelim?
 
Bâkî olan

Hakkı zikret yana yana!
Kavuşursun çok ihsana,
Açılır her kapı sana,
Âyân olur Cemâlullah.

Şems-i Tebriz bunu bilir,
Âlem kalmaz, fenâ bulur,
Cümle mahlûk hep yok olur,
Ancak bâkî kalır Allah.

Salâtullah selâmullah,
Aleyke yâ Resûlallah.

Kelimeler:

Âyân:
Âşikâr, açık, görünür
Cemâlullah: Allah’ın cemâli, zâtı
Fena bulmak:
Yok olmak
Bâkî: Varlığının sonu olmayan, sonsuz
Salâtullah: Allah’ın salât, rahmet etmesi
Selamullah: Allah’ın selamı
Aleyke yâ Resûlallah:
Sana olsun yâ Resûlallah
 
Şükür olsun

Çalışıyor böbreğimiz,
Rabbimize şükür olsun.
Durmaz atar yüreğimiz,
Rabbimize şükür olsun.

Hırkamız var, abamız var,
Anamız var, babamız var,
İslam için çabamız var,
Rabbimize şükür olsun.

Hakk’a kucak açıyoruz,
Seviniyor, uçuyoruz,
Haramlardan kaçıyoruz,
Rabbimize şükür olsun.

İşimize gidiyoruz,
Borcumuzu ödüyoruz,
Gayet rahat ediyoruz,
Rabbimize şükür olsun.

Müslümanız, çok uluyuz,
Hakk’ın seçkin bir kuluyuz,
İman ile dopdoluyuz,
Rabbimize şükür olsun.

İman dolu özümüz var,
Gören iki gözümüz var,
Allah için sözümüz var,
Rabbimize şükür olsun.

Kuzuları meleten var,
Hoca, seni söyleten var,
Sözlerini ileten var,
Rabbimize şükür olsun.
 
Zikretmek

Dilimizi pak eder,
Zikredelim Mevla’yı!
Yüzümüzü ak eder,
Zikredelim Mevla’yı!

Elbet büyük nimettir,
Tükenmeyen servettir,
Ahirette devlettir,
Zikredelim Mevla’yı!

İşimizi bitirir,
Çok bereket getirir,
Cennetine götürür,
Zikredelim Mevla’yı!

Yoludur ermişlerin,
Güzelidir işlerin,
Huyudur dervişlerin,
Zikredelim Mevla’yı!

Mevla’nın has kuludur,
Feyizlerle doludur,
Evliyanın yoludur,
Zikredelim Mevla’yı!

Hoca’yı etmez heder,
Kalbde bırakmaz keder
Her işte yardım eder,
Zikredelim Mevla’yı!
 
Hak yolu göster

Yüce Rabbim, ihsan et!
Hak yolu göster bize!
Senden olur inayet,
Hak yolu göster bize!

Güzümüzden akıt yaş!
Yoluna koyalım baş!
Kırklar olmalı yoldaş!
Hak yolu göster bize!

Muhtaç bırakma ele!
Sevab ver kile kile!
Dostuna eyle köle!
Hak yolu göster bize!

Kış, bahar ve yazın var,
Portakalın, muzun var,
İsteyene sözün var,
Hak yolu göster bize!

Hoca bilsin hayatı!
Kalblerimiz çok katı,
Tanıt büyük bir zatı!
Hak yolu göster bize!
 
Ey Rabbim

Seni matlup edinen,
Başkasına bakmazmış.
Seni maksut edinen,
Malı mülkü takmazmış.

Sana gönül verenin,
İlmi sana erenin,
Gözü seni görenin,
Talihleri sönmezmiş.

Ölmezmiş âşık canı,
Görmez gözü cihanı,
Aşk kimi kılsa fâni,
Ona zeval ermezmiş.

Emrine baş eğenin,
Vuslatına erenin,
Bülbül gibi ötenin,
Kimse dilin bilmezmiş.

Aşkın ile tanışan,
Senin için buluşan,
Rızan için çalışan,
Ölmekten hiç korkmazmış.

Yunus aşkı tatmazsa,
Kibri söküp atmazsa,
Helal lokma yutmazsa,
Kalbi temiz olmazmış.
 
Aşk ateşi

Aşk ateşi ciğerimi,
Yaka geldi, yaka gider.
Garip başım bu sevdayı,
Çeke geldi, çeke gider.

Tak etti firak canıma,
Âşık oldum cananıma,
Aşk zincirin dost boynuma,
Taka geldi, taka gider.

Sadıklar durur sözüne,
Görünmez bir şey gözüne,
Bu gözlerim dost yüzüne,
Baka geldi, baka gider.

Bülbül eder ah-ü figan,
Ortalığı kaplar duman,
Hasret ile yanan bu can,
Hakk’tan geldi Hakk’a gider.

Bitmez ayrılık savaşı,
Koymalısın yola başı,
Gözlerimin kanlı yaşı,
Aka geldi, aka gider.

Bu Yunus’un şu dilleri,
Coşturuyor bülbülleri,
Dost bahçesinin gülleri,
Koka geldi, koka gider.

Kelimeler:

Firak:
Ayrılık
Canan: Sevgili
Ah-ü figan: Bağırarak ağlama, inleme
 
Açık hakikat

Allah vardır, birdir, açık hakikat,
Bunu ispat ediyor bütün kâinat,
Taş, toprak, su, hava, hayvan ve nebat,
Hakkın varlığını göstermiyor mu?

Gökte yıldızların kandil yakışı,
Gecenin ardından, günün çıkışı,
Ay’ın ve Güneş’in, bize bakışı,
Hakkın varlığını göstermiyor mu?

Kelebeğin kanadının nakışı,
Arının altıgen petek yapışı,
Köstebeğin yerde tünel açışı,
Hakkın varlığını göstermiyor mu?

Hoca bak, güneşten hep ışık yanar,
Denizin içinde balıklar oynar,
Yeraltında soğuk, sıcak su kaynar,
Hakkın varlığını göstermiyor mu?

Kelimeler:

Nebat:
Bitki
Kandil: Işık
 
Aşk neymiş

Varı yoğu atmakmış aşk.
Canı cana satmakmış aşk.

Her şeyi atıp bağrına,
Taşlar basıp yatmakmış aşk.

İsteyene balı verip,
Zehri kendi yutmakmış aşk.

Belâ yağmuru yağarken,
Yine şükür etmekmiş aşk.

Aşktan mahrum olan bilmez,
Malı, mülkü batmakmış aşk.

Herkes yangından kaçarken,
Kor ateşe atmakmış aşk.

Hasretiyle ağlayarak,
Göz şükrünü yapmakmış aşk.

Hoca,
yüz göz için değil,
Hak emrini tutmakmış aşk.
 
Gönül ziyareti

Aşksız insan derbeder,
Hayatı karışıktır.
Herkes bir şeyi sever,
Kimi Hakka âşıktır.

Yüz bin türlü sevgi var,
Kimi yâr, kimi ağyar,
Bilemez bu insanlar,
Kendine ne layıktır.

Yanar âşık yüreği,
Resulünün isteği,
Yaratanın dileği,
Ümmetine azıktır.

Bak işin gerçeğine!
Kulak ver dediğine!
Allah’tan gayrisine,
Dönüp bakma, yazıktır.

Yunus kazan, ye yedir!
Bir muhtacı sevindir!
Bir gönül tamir etmek,
Yüz Kâbe’den iyidir.

Kelimeler:

Derbeder:
Yaşayışı ve davranışı düzensiz kimse
Ağyar: Yabancı
 
Medet senden Allah’ım

Günahım haddi aştı,
Medet Allah’ım medet!
Zavallı kulun şaştı,
Medet Allah’ım medet!

Namazım kılınınca,
Mezara konulunca,
Sualler sorulunca,
Medet Allah’ım medet!

Günaha Settar sensin,
Zalimi Kahhar sensin,
Affeden Gaffar sensin,
Medet Allah’ım medet!

Defterim dürülünce,
Mahşere sürülünce,
spyhackerz görülünce,
Medet Allah’ım medet!

Hoca,
kurtar imanı!
Gelir Rabbin fermanı,
Bir gün verirken canı,
Medet Allah’ım medet!
 
Seni ararız

Evde, gurbet ilinde,
Seni ararız seni.
Böceklerin dilinde,
Seni ararız seni.

Ovada, dağda, taşta,
Seherde uçan kuşta,
Şu inişte yokuşta,
Seni ararız seni.

Toplulukta, kenarda,
Ormanlıkta, pınarda,
Asırlık şu çınarda,
Seni ararız seni.

Yaşlar akıtan gözde,
Seni zikreden sözde,
Rızana dönük yüzde,
Seni ararız seni.

Hoca der ki, güzelde,
Ebedde ve ezelde,
Yeşilde ve gazelde,
Seni ararız seni.

Kelimeler:

Ebed:
Sonsuzluk
Ezel: Sonsuz önceler
Gazel:
Solup ağaçtan düşen yaprak
Seni aramak: Yarattıklarından ders almaya çalışmak.
 
Allah desin!

İşin başıdır namaz!
Hizmete edilmez naz!
Hak için olsun avaz,
Çıkan ses Allah desin!

Rab, kış vermiş, yaz vermiş,
Neşe vermiş, haz vermiş,
Göz vermiş, ağız vermiş,
Dönen dil Allah desin!

Allah de, şeytan kaçsın!
Güneş nurunu saçsın!
Ot bitsin çiçek açsın!
Biten gül Allah desin!

Kış gider, gelir bahar,
Yağmurla başlar buhar,
Hoca, çıksın bir rüzgâr,
Esen yel, Allah desin!
 
Gider

Aşkın oku, saplanır,
Bir yara açar gider.
Yürek dertle kaplanır,
Kaynayıp taşar gider.

Söz tutan, öğüt alan,
Namazı doğru kılan,
Günahtan uzak kalan,
Sıratı geçer gider.

Haram elbise giyen,
Yetim hakkını yiyen,
En büyük benim diyen,
Gayyaya düşer gider.

Gayyaya düşen kişi,
Felaket olur işi,
Ne kötüdür gidişi,
Ateşte pişer gider.

Sağlam kulpa dayanmaz,
Bela gelir, uslanmaz,
Gaflettedir uyanmaz,
Yuvası göçer gider.

Bu ne hayal ne düştür,
Kader bana gülmüştür,
Yunus, garip bir kuştur,
Sonsuza uçar gider.
 
Ya Rabbi

Cefa ver, ister vefa,
Kahrın da hoş, lütfun da...
İster dert, ister deva!
Kahrın da hoş lütfun da...

Hoştur zatından gelen,
İster gül, ister diken,
Hırka olsun ya kefen,
Kahrın da hoş, lütfun da...

Hem ebedsin hem ezel,
Bilene kahrın güzel,
Bütün işlerin özel,
Kahrın da hoş, lütfun da...

Lütfuna hayran eyle!
Dünyayı zindan eyle!
Visal ya hicran eyle!
Kahrın da hoş, lütfun da...

Çektirsen de çok cefa,
Cefasız versen vefa,
Hepsi de, cana sefa,
Kahrın da hoş lütfun da...

Kış eylesen baharı,
Düşünmem kâr, zararı,
Her şey bana uyarı,
Kahrın da hoş, lütfun da…

Bu âşık sadık kuldur,
Ya ağlat yahut güldür!
Ya yaşat yahut öldür!
Kahrın da hoş, nurun da…

Affet şu ihtiyarı!
Olsun aşk bahtiyarı!
Cenneti ver, ya nârı,
Nârın da hoş, nurun da…

Yunus garip derviştir,
Bunlar uygun bir iştir,
Dense yerin ateştir,
Kahrın da hoş, lütfun da...
 
Mezara doğru

Gönül kuşu, artık yuvadan uçtu,
Yolumuz gidiyor, mezara doğru.
Yükümüz bağlandı, kafile göçtü,
Yolumuz gidiyor, mezara doğru.

Salih olan, mala gönül bağlamaz,
Üzülmeyen, dertsiz olan, ağlamaz,
Gurbet elde kimse, bizi eğlemez,
Yolumuz gidiyor, mezara doğru.
Büyük sözü tutan, elbet yanılmaz,
Gariplerin adı sanı anılmaz,
Her nedense ölüm gelir sanılmaz,
Yolumuz gidiyor, mezara doğru.

Akıtmalı gözden, kan ile yaşı,
Hak yoluna koymalı, can ile başı,
Süratle geçelim, dağ ile taşı!
Yolumuz gidiyor, mezara doğru.

Nimete kavuşur, Hakkı görenler?
Hoca, mahrum olmaz, gönül verenler,
Gelir yoldaş olur, nice erenler,
Yolumuz gidiyor, mezara doğru.
 
Rabbim

Yolda seferde,
Düştüğüm derde,
Her an her yerde,
Derman sendedir.

Düşünce kaldır!
Ağlarsam güldür!
Gerçeği buldur!
Derman sendedir.

Açtım elimi,
Düzelt dilimi!
Doğrult belimi!
Derman sendedir.

Şu derviş Himmet,
İstemez zimmet,
Bekliyor himmet,
Derman sendedir.
 
Yüce Rabbim

Aciz senden bekler himmet,
İmdat eyle yüce Rabbim!
Suçumdan geç beni affet!
İmdat eyle yüce Rabbim!

Yüzüm kara, günahım çok,
Sana lâyık amelim yok,
Saplanmıştır kalbime ok,
İmdat eyle yüce Rabbim!

Münker Nekir çıka gele,
Mezarımda sual sora,
Takatim yok cevap vere,
İmdat eyle yüce Rabbim!

Hem Kerîmsin hem Rahîmsin,
Kulu mahrum eylemezsin,
Elini boş çevirmezsin,
İmdat eyle yüce Rabbim!

Bu Abdürrahîm-i Tırsî,
Günah işler olur asi,
Diler senden kerem ıssı,İmdat eyle yüce Rabbim!

Kelimeler:

Asi: Günah işleyen
Issı: Sahibi
 
Lâ ilahe illallah

Her kelamın âlâsı,
Lâ ilâhe illallah…
Her varlığın Mevlâsı,
Lâ ilahe illallah…

Dertlilerin dermanı,
Rabbimizin fermanı,
Müminlerin îmanı,
Lâ ilâhe illallah…

Nimetlerin şükrüdür,
Kalbimizin fikridir,
Dilimizin zikridir,
Lâ ilâhe illallah...

Ahmed Cahidî
 
Sen seni

Bilmek istersen seni,
Can içre ara canı!
Geç canından bul onu,
Sen seni bil, sen seni!

Harcadı hayatını,
Bildi Hak sıfatını,
Anda gördü zatını,
Sen seni bil, sen seni!

Kim ki hayretle doldu,
Gönlü nur ile oldu,
Tevhîd-i zatı buldu,
Sen seni bil, sen seni!

Bayram özünü bildi,
Bileni orda buldu,
Bulan ol kendi oldu,
Sen seni bil, sen seni!

Hacı Bayram-ı Velî
 
Gelsin

Bu yolun dervişleri,
Meydan-ı aşka gelsin!

Cild-i gafletten çıkıp,
Üryan-ı aşka gelsin!

Sözlerimi işiten,
İrfan-ı aşka gelsin!

Bak ben hazırım diye
Sultan-ı aşka gelsin!

Duysun aşkın sesini,
Divan-ı aşka gelsin!

Süleyman Rüşdî
 
Kan parası ödenmez

Aşk büyük bir ummandır,
Ucu bucağı olmaz,
Kitabımız Kur’andır,
Bilen yabanda kalmaz.

Eğer âşıksan yâre
Sakın bakma ağyâre,
Düş Halil gibi nâra,
Bu bahçede yanılmaz.

Kıyamazsan canına,
Bekle ortaya çıkma!
Nice baş bu meydanda,
Kesilir hiç sorulmaz.

Hak için gelenlere,
Kendini bilenlere,
Bu yolda ölenlere,
Kan parası verilmez.

Bak Mansur’un işine,
Halk toplanmış başına,
Enel Hak ateşine,
Düşen kimse kurtulmaz.

Seyyid Seyfullah Kasım
 
Hiç

Hakka âşık olanlar,
Zikirden kaçar mı hiç?
Sarraf olan cevheri,
Boş yere saçar mı hiç?

Ömrünü boşa salan,
İşleri olan yalan,
Şu nefsine kul olan,
İyiyi seçer mi hiç?

Bilmek gerek yârenler,
Gördüm demez görenler,
Keramete erenler,
Sırrını açar mı hiç?

Üftâde’ye kin tutan,
Durmayıp çamur atan,
Küfrüne küfür katan,
İmanla göçer mi hiç?
 
Allah’ı anar

Canlı cansız her varlık,
Durmaz Allah’ı anar.
Gönlüne vermez darlık,
Durmaz Allah’ı anar.

Her mahlûk birer sanat,
Kuş uçar, çarpar kanat,
Yer gök, bütün kâinat,
Durmaz Allah’ı anar.

Evrende var mı kusur?
Mevsimler nasıl olur?
Güneş, ay döner durur,
Durmaz Allah’ı anar.

Oksijen dolu hava,
Alınıyor bedava,
Kumlu çöl, yeşil ova,
Durmaz Allah’ı anar.

Ağaçlar, dağlar, taşlar,
Mevsimler, yazlar, kışlar,
Gökte uçuşan kuşlar,
Durmaz Allah’ı anar.

Tabiatın çok kolu,
Denizler suyla dolu,
Yıldızlar, Samanyolu,
Durmaz Allah’ı anar.

İşleri yok abesle,
Bilinmeyen nefesle,
Kendine has bir sesle,
Durmaz Allah’ı anar.

Yağmur getirir bulut,
Tatlanırken kara dut,
Erik, elma ve armut,
Durmaz Allah’ı anar.

Hoca der, ne muazzam,
Akıl almaz bir nizam,
Her şey gayet muntazam,
Durmaz Allah’ı anar.
 
Ya Rab

Alan sensin veren sensin kılan sen,
Her şey senin bizim nemiz var ya Rab?
Gerçek üzere anlayıp bilen sen,
Her şey senin bizim nemiz var ya Rab?

Hüdai der el ve ayak sendendir.
Burun, göz, diş kaş ve kulak sendendir.
Ağız, dil damak ve dudak sendendir.
Her şey senin bizim nemiz var ya Rab?

Aziz Mahmud Hüdai
(Rahmetüllahi aleyh)
 
131,788Konular
3,271,356Mesajlar
316,185Kullanıcılar
lordlexor789Son Üye
Üst Alt