Dini şiirler ve Ilahi sözleri

Eshab-ı kiram

Sahabe-i kiramın, sevmeli tamamını,
Hürmet ile anmalı, her birinin adını.

Çünkü Mevlâ onları Kur’anında övüyor,
Hadis-i şeriflerde şöyle buyuruluyor:

(Bir kimse Eshabımı baş tacı edip sever,
Cennette olur elbet onlarla hep beraber.

Eshabımın her biri, yıldıza benzer gökte,
Onlara tâbi olan, kavuşur hidayete.

Onları seven beni sevdiği için sever,
Beni sevmiş sayılmaz, onları sevmeyenler.

Eshabımı inciten, beni incitmiş olur,
Beni inciten ise, Rabbi incitmiş olur.

Eshabıma sövene, melekler eder lanet,
Hiçbiri kabul olmaz yapsa da çok ibadet.

Şefaat edeceğim mümin olan herkese,
Şefaat etmem asla eshabıma sövene.

Eshabım arasında zuhur edecek fitne,
Fakat onlarla olan sohbetim hürmetine.

Fitneye karışanlar mağfiret edilecek,
Eshaba dil uzatan, Cehenneme girecek.)
 
Resulullah ve eshabı

Rabbimizin mahbubu,
Hazret-i Muhammed’dir.
İki cihan güneşi,
Âlemlere rahmettir.

Odur gerçek aracı,
Hak’la kul arasına,
Şifadır sözü ruha,
Hem de gönül pasına.

Rabbimize habibdir,
Hasta ruha tabibdir,
Onun ümmeti bile,
Meleklerden yüksektir.

Bu en seçkin kuluna,
Hak yardımcılar verdi,
Sevdiği kimseleri,
Ona Eshâb eyledi.

Resulullah, (Yolları,
Benim sünnetim) dedi,
En iyi asır diye,
Bu zamanı gösterdi.

Canından çok sevdiler,
Muhammed Mustafa’yı,
Uğruna terk ettiler,
Mal ve makamlarını.

İslâm’ı yaymak için,
Zevkle ettiler hicret,
Yâ Rab bu ne güzel hâl,
Yâ Rab bu hem ne izzet.

O edince bir sohbet,
Nefisleri pâk oldu.
Kalblerine marifet,
Feyz, nur, tecelli doldu.

Evliyalık hâlini,
Bir anda buldu onlar,
Bu ne büyük şeref ki,
Hepsi Ona uydular.

Zulmetmezler kimseye,
Hepsi âdildir elbet,
Nefisleri için asla,
İstemezler hilâfet.

Birer müctehid hepsi,
Yüksektir makamları,
Mevki için değildi,
Yapılan savaşları.

Kelimeler:

Mahbub: Sevgili
İzzet: Büyüklük, yücelik
Pâk: Temiz, halis
Marifet: Allah’ı tanımak
Feyz: Allah’ın razı olduğu şeyleri yaptıran kuvvet
 
İlimsiz bir şey olmaz

İlimsiz bir şey olmaz, ilim her şeye baştır,
Karanlık yollarda o, en aziz arkadaştır.

Ondan sadık dost olmaz, ondan vefalı yâr yok,
Her şeyde zarar olsa, onda asla zarar yok.

İlim, uçsuz bucaksız, bir ummanı andırır,
İlimden başka her şey, insanı usandırır.

Nasıl kıymetli olmaz, Allah onu övüyor,
Bak Nebi-yi muhterem, bir hadiste ne diyor:

(Ara, her yerde ilmi, o yer ister Çin olsun,
İlim öğrenmek farzdır, her mümin için olsun.)


Bak Ali-yül-mürteza, ne diyor dinlesene:
(Köle olurum bana, bir harfi öğretene.)

Âlimler, din-i İslamı, yıkılmaktan kurtarır,
Onlar şu yeryüzünde, zıll-i sıfatullahtır.

Âlimin mürekkebi, azizdir hattâ şundan:
Fi sebilillah akan, şehitlerin kanından.

Çünkü cihad-ı ekber, ancak ilimle olur,
Kıyamette, ilmiyle âmil olan kurtulur.

Âlim, zahidden üstün, zühd, ilmin altındadır,
Âlimler, ahirette, nebiler yanındadır.

Deme cihanda âlim, kalmadı, belki vardır,
Aç gözünü, kalbinden zulmet perdesin kaldır.

Bu dinin âlimleri, hadisle övüldüler,
Ben-i İsrail’deki nebiler gibidirler.

Âlimlerin bir sözü, yıllarca, baki kalır,
İnsanı en alçaktan, yükseklere kaldırır.

Şimdi âlim bulmak zor, o halde ne yapmalı?
Onların kitabını durmadan okumalı.

Kitab, altın bir kafes, ilim içinde kuştur,
Kafesi satın alan, kuşa malik olmuştur.

Sarıl kitaplara ki, kalbin nur ile dolsun,
Her gün okuyacağın doğru ilmihal olsun!

Bir şaheserdir Mektubat'ı Rabbanî,
Bulunmaz böyle eser, arasan da cihanı.

Tesavvuf ile fıkıh, burada vaslolmuştur,
Öyle bir âlimdir bu, hadisle övülmüştür.

Harikalar menbaı, hiç duyulmayan sözler,
Asırlarca çözülmez, ne meseleler gizler.

Hepsi Mektubat'ta ve tercümesinde vardır,
Onsuz kurtuluş zordur, onsuz ilim noksandır.

Eshab-ı kiram risalesi de, gör, ne iyi,
Oku! Güzel anla da, takdir et sahabeyi.

Mektubat tercümesi, ebedi seadettir,
Çok şükür her yerde var, tamamı bil, üç cilttir.

Hele İbni Abidin, bir derya ki, sonsuzdur,
Hanefi’de en büyük fıkıh kitabı budur.

Okursan İhya ile Kimya-ı saadet’i,
İmam-ı Gazâli’yi unutmazsın ebedi.

Riyadunnasıhin'i okuyunca anlarsın,
Muhammed Rebhami'ye, ne büyük âlim dersin.

Şeyhul-ekber, Geylani, öğren Behaeddin'i,
Böyle zatlar korumuş, yıkılmaktan bu dini.

Mevahib, her eserde, adı geçen kitabtır,
Resul-i müctebayı, uzun uzun anlatır.

Menkıbeler pınarı, Çihar-ı Yâr-ı Güzin,
İhtiyacı çok ona, kararan kalbimizin.

Merakıl-felah ve Mevkufat kıymetlidir,
Mecmua-yı zühdiyye, sana çok şey öğretir.

Marifetname'yi gör, İbrahim Hakkı'yı bil,
Çok oku Birgivi'yi, sanma faydalı değil.

Tercüme-i halleri, tanınmış Evliyanın,
İçinde anlatılmış, Reşehat, Nefehat'ın.

Berekat-ı Ahmedi, Mucizat-ül-Enbiya,
Ne güzel yazılmıştır, Hadika-tül-Evliya.

Dürr-i Yekta'yı da gör, hem Umdet-ül-İslam'ı,
Miftahul-Cennet'i, Ey Oğul İlmihali'ni.

Rabıta risalesi, tesavvufu bildirir,
Musannifi Esseyyid Veli Abdülhakim'dir.

Daha nice kitap var, denizde inci bunlar,
Rahmet-i Hak'ta olsun, her birini yazanlar.

Bizlerden selam eyle, ya Rabbi, sen onlara,
Kolaylık ver onların yolunda olanlara.
 
Seadet-i Ebediye

Ey kalbi İslam ile yanan, sevdiğim gençler,
Bütün İslamiyet'ten, size numunedir bu,
İlim ile marifettir, hep içindekiler,
Hakikaten bulunmaz eşsiz hazinedir bu.

En büyük âlimlerin, en büyük velilerin,
En meşhur simaların, en ulvi gönüllerin,
Âleme ışık tutan, hayat sunan ellerin,
Kalem ve kalblerinden, sızan bir katredir bu.

Resulullah'ın yolu, hakiki Müslümanlık,
Dünyada, âhirette, aranılan sultanlık,
Sulhta her an çalışan, harplerde kahramanlık,
Gösteren ceddimizden, bize emanettir bu.

Her kelimesi hüccet, ilimdir her cümlesi,
Dinle budur hakiki, İslamiyet'in sesi,
Kalbden pasları siler ve arttırır hevesi,
İşte başlı başına, bir İslamiyet'tir bu.
 
Üç şey lazımdır önce

Herkese üç şey çok lazımdır önce
Biri, iman edinmektir iyice

Biri, İslam’a uymaktır her yerde
Fıkhı iyi öğrenmeli elbette

Bir de ihlâstır, her işte daima
Şöyle ki, hiç olmaya ucb-ü riya

Bu üçü birden tahakkuk etmeli
Böyledir, İslamiyet’in temeli

Hem bu ihlâs olmasa, makbul değil
Tasavvuftur ihlâsın kaynağı bil
 
Kendini bilmek

İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsen,
Ya nice okumaktır?

Okumaktan maksat ne?
Hakkı bilmek elbette,
Kim okur bilemezse,
Hepsi kuru emektir.

Hep ben bilirim demek,
Kulun hakkını yemek,
Gerçeği öğrenmemek,
Abes yere yelmektir.

Yunus der ki: Ey hoca,
İstersen var bin Hacca,
Hepsinden de iyice,
Bir gönüle girmektir.

Kelimeler:

Abes:
Gereksiz, yersiz, boş
 
Oku Tam İlmihali

Hayrı öğrenmek için,
Oku Tam İlmihali!
Şerden iğrenmek için,
Oku Tam İlmihali!

Nakilleri senettir,
İlimlerden demettir,
Bilene bir nimettir,
Oku Tam İlmihali!

Gerçeği bulmak için,
Namazı kılmak için,
İmanlı kalmak için,
Oku Tam İlmihali!

Hastalanıp yatmadan,
Ecel gelip çatmadan,
Her akşam unutmadan,
Oku Tam İlmihali!

Her sayfası bir pınar,
Suyundan içen kanar,
Herkese ilim sunar,
Oku Tam İlmihali!

Güncel konu bulunur,
Her fırsatta okunur,
Gönüllere saçar nur,
Oku Tam İlmihali!

Bir gün pişman olmadan,
Sayılı gün dolmadan,
Ölüp yüzün solmadan,
Oku Tam İlmihali!

Yüzünü Hakk’a çevir!
Nefsini yere devir!
Boşa geçmesin ömür!
Oku Tam İlmihali!

Gerçeği bilmek ne hoş,
İlim öğrenmeye koş!
Hoca, durma öyle boş!
Oku Tam İlmihali!
 
Tam İlmihal Seadet-i Ebediye

Âlimlerin hitabı,
Doğru ilmihal oku!
İman-amel kitabı,
Doğru ilmihal oku!

Şüpheden kalmaz eser,
Varsa şüpheyi keser,
Bulunmaz böyle eser,
Doğru ilmihal oku!

Kıymeti gayet ender,
Alıp, bir dosta gönder!
Her işte lazım önder,
Doğru ilmihal oku!

Sağlam duvara dayan!
Düşer ayağı kayan,
Yeter gafletten uyan!
Doğru ilmihal oku!

Meşgalen ilim ola!
Kalbin ihlâsla dola!
Rehbersiz çıkma yola!
Doğru ilmihal oku!

İbret al haklı sözden!
Kaldır perdeyi gözden!
Tavsiye etmek bizden,
Doğru ilmihal oku!

Gemimiz su almadan,
Sayılı gün dolmadan,
Bir gün pişman olmadan,
Doğru ilmihal oku!

Şeytana verme fırsat,
Adımını düzgün at,
Bizden size nasihat,
Doğru ilmihal oku!

İnsan iyiyi arar,
Kötüden gelir zarar,
Çözülür nice esrar,
Doğru ilmihal oku!

Terk eyleme ihlâsı,
Cahillik yüz karası,
Hoca, sözün kısası,
Doğru ilmihal oku!
 
Mektubat-ı Rabbani

Hâllerin ve zevklerin, tercümânı Mektûbât,
Bu kitabı okuyan, bulur elbette hayat.

İlâhî nûrlar ondan yayılıyor cihâna,
Her ne müşkülün varsa, bakabilirsin ona.

Onu çok okumalı, ilimle dolar insan,
İmam-ı Rabbani’den feyizler alır insan.

Öyle bir kitap ki o, misli yoktur elbette,
Ne geçmişte yazılmış, ne dahi gelecekte.

Kur’an ve hadislerden sonra gelir bu kitap,
Herkese var içinde, kendine göre hitap.

İlim, ihlâs kaynağı hârikalar var onda,
Fayda onda, kâr onda, en değerli yâr onda.

Oğlu çok övüp der ki, (Babamın her mektubu,
Öyle büyük bir derya, görünmez onun sonu.)

Tasavvuf ile fıkıh, birleşmiştir burada,
Saadetin kaynağı, başlatılır dünyada.

Budur uzman bir tabip, bütün dertlere devâ,
Hasta kalblere şifâ, susuz rûhlara gıdâ.

Budur Hakk'ın sevdiği, âlimlerin sözüdür,
İslâmın esasıdır ve irfânın özüdür.

Budur ulemanın ve evliyanın lisânı,
Ehl-i sünnet yolunun, gâyet açık beyânı.

Aşkla yanan kimseye, en iyi haber budur,
Issız karanlık yolda, kişiye rehber budur.

Gece gündüz daima, okunmalı Mektubat,
Duyulur elbet bir gün ondaki lezzet ve tat.

Okuyalım gözlere kan, yaş dolana kadar,
Doyulmayan tadını kolay alana kadar.

Anlayarak okuyan ilim sahibi olur,
Sünnetleri öğrenir, bid’atlerden kurtulur.

Mektubat okununca, etrafa nur saçılır,
Feyzinin tesiriyle, kalblere yol açılır.

Bu kitabı okuyup edelim çok muhabbet,
Mektubat'ın yazarı imdâda gelir elbet.
 
Hakiki âlime uy

Bak Hakk’ın hitabına,
Hakiki âlime uy!
Kulak ver kitabına,
Hakiki âlime uy!

Hayır konuşmalı dil,
Kalbindeki pası sil!
Her sözünü senet bil!
Hakiki âlime uy!

Cânı cânâna gönder!
Her işte lazım önder,
Bulunsa da pek ender,
Hakiki âlime uy!

Sağlam duvara dayan!
Düşer ayağı kayan,
Yeter gafletten uyan!
Hakiki âlime uy!

Akıl gerçeği arar,
Gecikmeden ver karar!
Çözülür nice esrar,
Hakiki âlime uy!

Şeytan kolluyor fırsat,
Adımını düzgün at!
Almak istersen murat,
Hakiki âlime uy!

Kayığın su almadan,
Sayılı gün dolmadan,
Henüz pişman olmadan,
Hakiki âlime uy!

Düşüncen hep hak ola!
Kalbin nur ile dola!
Rehbersiz çıkma yola!
Hakiki âlime uy!

Cahile uyana bak!
Batıyor sapıtarak,
Her emrini tutarak,
Hakiki âlime uy!

Kolay bulunmaz nimet,
Bundadır bütün izzet,
Severek eyle hizmet!
Hakiki âlime uy!

Yüzünü hakka çevir!
Nefsini yere devir!
Haydi, git yanına gir!
Hakiki âlime uy!

Girer isen sohbete,
Uğramazsın mihnete,
Kavuşursun rahmete,
Hakiki âlime uy!

Olmak için salih kul,
Ehl-i sünnet âlim bul!
Amelin olur makbul,
Hakiki âlime uy!

Sözüne riayet et!
Sahih olur ibadet,
İstiyorsan saadet,
Hakiki âlime uy!

Mezhepsizden durma kaç!
Müctehidler başa taç,
Hoca rehbere muhtaç,
Hakiki âlime uy!
 
Salih âlimlere sor

Sakın aklına uyma
Salih âlimlere sor
Sapık yollara kayma
Salih âlimlere sor

Buyruldu: (Men amile
Bi re'yihi nedime)

Görüşüm doğru deme
Salih âlimlere sor

Sorarsan kurtulursun
Gerçek yolu bulursun
Elbet mutlu olursun
Salih âlimlere sor

Bilenleri görme hor
Kur'anda şöyle diyor:
(Bilmezsen âlime sor)
Salih âlimlere sor

Akıllı hakka koşar
Sorup dağları aşar
Sormayan elbet şaşar
Salih âlimlere sor

Sormak büyük nimettir
Zahmetsiz ganimettir
İlim safi hikmettir
Salih âlimlere sor

Öğren nefsin fendini
Bir şey sanma kendini
Dinimiz nakil dini
Salih âlimlere sor

Sorulacak yeri seç
Sapıkları hemen geç
Derdine bulur ilaç
Salih âlimlere sor

Salihler yoksa eğer
Kitaplara ver değer
Allah, salihi sever
Salih âlimlere sor

Salih, ehl-i sünnettir
Bid’atlere bir settir
Müslümana nimettir
Salih âlimlere sor
 
Haydi hizmete

Kavuşmak isteyen büyük himmete,
Hakk'a inananlar haydi hizmete!
Kolay bulunmayan böyle nimete,
Bismillah diyerek haydi hizmete!

Ter dökelim ehl-i sünnet yoluna,
Canımız fedadır Hakk'ın uğruna,
Doğru ilmihali basıp bağrına,
Emr-i maruf için haydi hizmete!

Öğren düşmanların bütün fendini!
Tuzağına düşme koru kendini!
İlimle yıkmalı küfrün bendini,
İlmi yaymak için haydi hizmete!

Hani deryaların kaptanı bizdik,
Bütün düşmanları sıraya dizdik,
Gururlu kralları nasıl da ezdik,
Ecdadın torunları haydi hizmete!

Hoca der, ihlasla Hakk’a koşmalı,
Dine hizmet aşkı ile coşmalı,
Öne çıkan engelleri aşmalı,
Şanlı zafer için haydi hizmete!
 
Müstekîm ol

Hiç usandırma ili, il usandırmaz seni
Hileli iş yapma hem, kes dolandırmaz seni
Din düşmanından bir su, içme kandırmaz seni
Korkma kâfirden ateş, olsa yandırmaz seni

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Her zarar, insana bil, kendi nefsinden gelir
Yüz karası âdeme, su-i fehminden gelir
Şeref-ü şan mekâna hep mekininden gelir
İstikâmet insana, elbet dininden gelir

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Her şey geçer âlemde, bir hâlde yoktur sükûn
Bil ki değmez teessüf etmeğe dünyay-ı dun
İstikâmet zarardan, seni hep eyler masun
Hak eder sâdıkların hasmını elbet zebun

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Birini tezlil için, zulümle etme iştigâl
Arkadaş kazanmağa, olur mani su-i hâl
Yüzsuyu dökme sakın, hem de etme kil-ü kal
Müstekîm ol, hep çalış, verir elbet Zülcelâl

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

İster ise hıfz eder, hep Allahü lem yezel
Irzına müminlerin, düşman verse de halel
Tâ ezelden söylenir, halk dilinde bu mesel:
Celb eder mükâfâtı, insana elbet amel

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

At riyayı, tezyin et, ihlâsla ef’âlini
Boş buğazlık eyleme, fikr et önce kâlini
Ne türlü saklayayım, desen de ahvâlini
Hak teâlâ a’lemdir, bilir bütün hâlini

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Mağrur olmaz mal ile mülk ile ehl-i hired
İnsanın işi döner, her şeye vardır bir had
Ölüm vakti gelince, kimseden gelmez medet
Nefsine uyma sakın, hâk olur bir gün ceset

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Sonsuz cihanı düşün, zıllı âbâd eyleme
Ehl-i sünnet kitabı, oku inat eyleme
Fırsat eldeyken uyan, ömrü berbat eyleme
Yakmağa sürükleyen fiili mutad eyleme

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Hâline şeytan güler, görünce bu gafleti
Kendine gel azizim, güldürme ol şirreti
Hâin olma, cihana, ver keremle şöhreti
Her şeyin üstündedir, hüsn-ü hulkun rif’ati

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni
 
Cahilin atına binme

Yol yakınken, öğren farzı, sünneti!
Zındığa, sapığa, etme minneti!
Ehline uyarsan aldın Cenneti,
Cahilin atına binme kardeşim!

Gerçek bilinmezse düşülür dara,
Ehl-i sünnet olan bir rehber ara!
Üç beş günlük ömür eder mi para?
Kezzaplı su ile yunma kardeşim!

Ehl-i sünnet yolu ana caddedir,
Bundan başka bütün yollar sahtedir,
Sağda solda gezme, zaman akçedir,
Bir daldan bir dala, konma kardeşim!

Nefse uyma, düşün inceden ince!
Doğru itikadı öğren ilk önce!
Rıza-i ilâhi elden gidince,
Öyle deli gibi dönme kardeşim!
 
Zamane şeyhi

Nasıl şeyhlik edersin?
Hem şeriki yok dersin,
Şirkten şirke girersin,
Müşriklerden farkın ne?

Kimlere bu garazın?
Yükseliyor avazın,
Gösteriştir namazın,
Münafıktan farkın ne?

Hak için emelin yok,
İlmin yok, amelin yok,
Nasihate karnın tok,
Zamaneden farkın ne?

Doğru yola gelmezsen,
Küfrü, şirki bilmezsen,
İman ile ölmezsen,
Hayvanlardan farkın ne?

Sapık haydi şeyh geçin!
Fetvaların kim için,
Kendin tutmazsın, niçin?
Riyakârdan farkın ne?
 
Tam İlmihal okuyan

Ebedi saadete,
İhlasla talip olan,
Kavuşur bu devlete,
Tam İlmihal okuyan!

Modern ilmin kaynağı,
Doğru bilgi yumağı,
Görür yakın uzağı,
Tam İlmihal okuyan.

Atom, füze uzayı,
Güneş, Yıldız ve Ay’ı
Bilir fizik kimyayı,
Tam ilmihal okuyan!

Yurdunu, milletini,
Tarihini, dinini,
İyi tanır kendini,
Tam İlmihal okuyan!

Binbir ilm eserden,
Çiçek gibi derlenen,
Nasiplenir hepsinden,
Tam İlmihal okuyan!

Dolar gönlüne huzur,
Deryayı çölde bulur,
Bir ilim ehli olur,
Tam ilmihal okuyan.

Olmaz kini garazı,
Söker kalpten marazı,
Rabbinden olur razı
Tam ilmihal okuyan.

Günah bilir üzmeyi,
İncitmez hiç kimseyi,
Aydınlatır çevreyi,
Tam İlmihal okuyan!

Sefa sebat eridir,
Sanatının eridir,
Halis altın gibidir,
Tam İlmihal okuyan!
 
Doğru yol için dua

Hakka giden yolu nasıl bulursun,
Dua edip amel işlemedikçe?
Tasavvuf sırrına nasıl erersin,
Kâmil mürşid sana bildirmedikçe?

Öyle herkes gönül evi düzemez,
Hakk’ın takdirini kimse bozamaz,
Tasavvuf ummandır dalıp yüzemez,
Aşkın deryasını boylamadıkça.

Aşkım galip geldi, yüreğim titrer,
Âşık olan dünya malını n’eyler.
Miskin Yunus sana, söyleme derler,
Ya ben öleyim mi, söylemedikçe?
 
Rehberdir Tam İlmihal

Bir ilim hazinesi,
Nimettir Tam İlmihal.
Kurtuluş reçetesi,
Hüccettir Tam İlmihal.

Zayi etme ömrünü!
Öğren dinin emrini!
Büyük emek ürünü,
Aynadır Tam İlmihal.

Öğren bütün gücünle!
Amel eyle ilminle!
Tasdik eyle kalbinle!
Cihaddır Tam İlmihal.

Herkese büyük nimet,
Kulağına küpe et!
İsteyene hidayet,
Mürşiddir Tam İlmihal.

Bilen olur ulema,
Tatbik eden evliya,
Bunları herkes duya!
Müjdedir Tam İlmihal.

Ehl-i sünnet okuyor,
Kalbe iman dokuyor,
Hep kurtuluş kokuyor,
Necattır Tam İlmihal.

İsteyen saadeti,
Kaçırmaz bu devleti,
Ölçülemez kıymeti,
Rehberdir Tam İlmihal.

Hoca der, fen, marifet,
Ondadır ilim, hikmet,
Ondadır Ehl-i sünnet,
Gerçektir Tam İlmihal.
 
Bilinmeli

İlk önce sen, kendini bil!
Hakk'ı tanı, dinini bil!
Çok konuşma, haddini bil!
Bilinmeli Ehl-i sünnet!

Duyulan her söze kanma!
Sapıkları adam sanma!
Cehennemde düşüp yanma!
Bilinmeli Ehl-i sünnet!

Meşhur sapık çok azıttı,
Ona uyanlar sapıttı,
Sayısız kanlar akıttı.
Bilinmeli Ehl-i sünnet!

Bid’atte necat bulunmaz,
Hoca, Hak inkâr olunmaz,
Buna lakayt kalınmaz,
Bilinmeli Ehl-i sünnet!
 
Seadet-i Ebediye (Tam İlmihal)

Sapık fırkaların hafifliğini,
İlmihale kavuşunca anladım.
Dinimiz İslam’ın afifliğini,
İlmihale kavuşunca anladım.

Rehbersiz başıboş geziyormuşum,
Bataklık içinde yüzüyormuşum,
Olmayacak şeye kızıyormuşum,
İlmihale kavuşunca anladım.

Sünni âlimlerin büyüklüğünü,
Bid’at sahibinin küçüklüğünü,
Yapıştığı ipin çürüklüğünü,
İlmihale kavuşunca anladım.

Olmaz hayallere dalıyormuşum,
Acınacak hale gülüyormuşum,
Çok yanlışı, doğru biliyormuşum,
İlmihale kavuşunca anladım.

Ecdadın yolunun yüceliğini,
Dalalet ehlinin cüceliğini,
Doğru itikadın önceliğini,
İlmihale kavuşunca anladım.

Mezhepsizler, sapıkları tutarmış,
Dört tarafta serbest cirit atarmış,
Kıt aklını ilim diye satarmış,
İlmihale kavuşunca anladım.

Şeytan bakıp güler onun hâline,
Bırakmış kendini bid’at yeline,
Kapılmış gidiyor küfrün seline,
İlmihale kavuşunca anladım.

Dr. Fatih Kacıroğlu
 
Anlamaz

İmam-ı a’zamı bilmeyen nesil,
Mezhebden fıkıhtan ne anlasın ki...
İmam-ı Malik’i duymayan cahil,
İlimden irfandan ne anlasın ki...

İmam-ı Şafii büyük bir âlim,
İmam-ı Ahmed’in her sözü ilim,
Övemem onları; çünkü cahilim,
Cahiller edebden ne anlasın ki...

İmam-ı Gazali, Huccet-ül-islâm,
Şâh-ı Nakşibend’e binlerce selâm,
Onlardan duymayan güzel bir kelâm,
Tasavvuf ilminden ne anlasın ki...

İmam-ı Rabbani kalbler fatihi,
Mektubat’ta dolu feyz-i ilâhi,
Muhammed Masum’u bilmeyen dahi,
Mürşid-i kâmilden ne anlasın ki...
 
İctihad Kapısı

Ah ne günlere kaldık, çıkmış da birkaç sapık,
Yardakçıları ile konuşur abuk sabuk.

Allah’tan korkmadan, ictihada kalkışır!
Ortalığı boş bulup, meydanlarda dolaşır.

Bu kilitli kapıdır, açılmaz her çalana,
İctihad kapısını kırıp dalan dalana.

Nasıl ki her kapının, ayrı anahtarı var,
Elbette onun da var, edilmez asla inkâr!

Müctehid taslakları, ipsiz birer kopuktur,
Din ile oynayanın, elbet kanı bozuktur.

Bir ağızdan saldırır, ictihada sersemler,
Hâlbuki o ictihad, nice ilimler ister.

Hangi cahil sokarsa, burnunu böyle işe,
Yüzüstü düşüp girer, pis burnu leşten leşe.

Böyle giderse mümkün değil selâmetimiz!
Belki de olacak, bu yüzden felaketimiz.

Dini kayıran biri, çıksa da orta yere,
Kapı kapalı dese, hiç değilse, bir kere.

Müctehid taslağının, reformist züppelerin,
Elinde rezil olduk, artık hükmü siz verin!

NOT: Bu şiir Dr. Abdullah Cevdet gibi dinde reformcuların ictihada kalkıştığı zaman yazılmıştır. Şairin kendisi de reformist ise de, bu kadar cahilce yapılan ictihada tahammül edememiş, o bile karşı çıkmıştır. Şiir düzeltilerek uygun hale getirilmiştir
 
Mezhebim

Huda Rabbim, nebim hakka Muhammeddir Resulullah,
Hem islam dinidir dinim, kitabımdır kelamullah.

Akaidde, ehl-i sünnet oldu mezhebim, hamdolsun,
Amelde, Ebu Hanife mezhebi, mezhebim vallah.

Dahi zürriyetiyim Âdem aleyhisselamın hem,
Halil’in milletiyim, dahî kıblem Kâbe, Beytullah.

Hep Eshab-ı güzin, Tabiin ve müctehidlerin,
Ne kim var Ehl-i sünnet vel-cemaat, cümle ehlullah.

Kelimeler:

Millet:
Din
Güzin: Seçilmiş, beğenilmiş
Ehlullah: Evliya
 
Ehl-i sünnet kasidesi

Ehl-i sünnet itikadı, nazm üzre ey civan,
Oldu aşağıda sana, açık dil ile beyan:

Doğru olan itikadı, ister isen kardeşim,
Gece gündüz, ilmihali oku hem de, pek candan!

Ruhuna rahmet eylesin, Hak Ebu Hanife’nin,
Kur’an yolunu gösterdi, bize o yüce Numan.

Dünyaya gönül bağlama, akar ömür su gibi!
İslamiyet’e uyan kimse, her dem olur şadüman.

Önce ilmihali öğren, çocuğuna da öğret!
Din bilgisi öğrenmezsen, olursun sonra pişman!

Düşmanlarımız sinsice, nasıl saldırıyor bak!
Sen de dini yaymak için, çalış kaybetme zaman!

Dinsizler hep yalanla, gençleri aldatıyor,
İslamı yok edecekler, artık gafletten uyan!

Müslümanlar da şaşırmış, tuzağa düşmüş çoğu,
Ehl-i kıble sözde hepsi, ayrılmışlar hak yoldan.

Kim ilmihalden anlamaz, kendini koruyamaz,
Kâfir veya sapık olur, Ehl-i sünnet olmayan!

Doğru olan bilgileri, yayanlara yardım et!
Cihad sevabını kazan, olsun bunda mal revan!

Resulullah hiç durdu mu, Eshabı uyudu mu?
Dini yaymak için hepsi, olmuştu bir kahraman!

Çalış boş durma sen dahi, din düşmanı pek kavi!
İçten dıştan ezecekler, gidecek, dinle iman.

Eshaba uzatma hiç dil, hepsinin kadrini bil!
Birbirini severlerdi, buna şahittir Kur’an!

En üstün Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali hem,
Muaviye’yi de çok sev, Odur Kur’anı yazan!

Rabbimiz cisim değildir, zamanı, mekânı yok,
Maddeye hulul eylemez, böyle olmalı iman!

Mahlûka muhtaç değildir, ortağı, benzeri yok,
Her şeyi Odur yaratan, hem de varlıkta tutan.

İyi, kötü, iman, küfr, madde, kuvvet, enerji,
Hepsini O var ediyor, yaratamaz hiç insan!

Herkese akıl, irade verdi, doğruyu gösterdi,
Kim iyilik diler ise, yaratır hemen Rahman!

Önce, itikadı düzelt, emri, yasağı gözet!
Saadete kavuşamaz, İslamiyet’ten ayrılan!

Ta önceden âdet oldu, kim ekerse o biçer,
Pek aldandı, ziyan etti, ekmeden buğday uman!

Yetmiş üç fırkadan ancak Ehl-i sünnet kurtulan,
Resulullah’ın yolunu onlardır bize sunan!

Kelimeler:

Nazm: Şiir
Civan: Genç
Numan: İmam-ı a’zam'ın adı
Şadüman: Sevinçli, neşeli, memnun
Ehl-i kıble: Müslüman
Revan: Feda
Kavi: Kuvvetli
Hulul etmek: Birleşmek
 
Mektubat

Gel kardeşim, dinle benden hoş sözü,
Söylüyorum sana, esrarı özü:

Ahmed-i Serhendi, bunu şerh eyledi,
Gör de Mektubat’ı bak neyledi.

O kitapta neler söyler, hem neler,
Onda oynatmış ne zevkli cilveler.

İlm-i nafi, cümle Mektubat’tadır.
Her ne varsa mahzende, hepsi ondadır.

O kitaptır, saadet hazinesi,
Onda tevhid, madde, mana bilgisi.

Mektubat-ı Ahmedi sayesinde,
Onun ulûm-i bi-nihayesinde.

Geldi Seadet-i Ebediyye vücude,
Teşekkür eylerim Rabb-i vedûde.

İlahi! Bu kitabı eyle mebrur!
Berat olsun bana mahşerde, hem nur!

Salât olsun, selam olsun Resule ki,
Vücude geldi, Seadet-i Ebediyye.

Kelimeler:

Ahmed-i Serhendi:
İmam-ı Rabbani hazretleri
Şerh etmek: Açıklamak
Cilve: Hikmet
İlm-i nafi’: Faydalı ilim
Mahzen: Hazine
Ulûm-i bi-nihaye: Sonsuz ilimler
Vücuda gelmek: Var olmak
Vedûd: İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden, sevgiye layık olan Allahü teâlâ
Mebrur: Beğenilmiş, hayırlı, faydalı hizmetler
Berat: Kurtuluş
 
Diplomalı cahil

Gel kardeşim, inkâr etme, et insaf!
Kıymetli ömrünü, eyleme israf!

Nefsin arzusundan kalbini koru!
Dışın gibi için de olmalı saf!

Bakırla karışık olan altını,
Görürse, beğenir mi onu sarraf?

Ben şu mezunuyum diye övünme!
Söyleme iyice düşünmeden lâf!

Marifet ehlini bul, onu dinle!
Böylece Hak’tan ere sana eltâf!

Hakikat denizine girip de çıkar,
Öyle bir cevheri ki, ola şeffaf!

Kanma diplomalı din cahiline,
Doğru yolu sana gösterdi eslâf!

Kelimeler:

Eltâf: Lütuflar, iyilikler
Eslâf: Selefler, geçmişler, ecdad
 
Cehalet

Hak teâlâ, ilmi çok yerde övdü Kur’anda,
Resulün, ilmi emreden sözleri meydanda.

Dinimizin en büyük düşmanıdır cehalet,
Cehalet mikrobunun hastalığı, felâket!

Cehalet olan yerden, din gider dedi Nebi,
Dini seven, o halde ilmi, fenni sevmeli!

Kılıcın gölgesinde denmedi mi cennet?
Bu söz, atom güçleri için pek veciz elbet!

İslâm’ın zilletine sebep olur cehalet,
Cahillikle perişan olur bütün bir millet.

Cehalet yıkar bizi, ne din kalır, ne namus,
İslamın sinesine çöker, kapkara kâbus.

Ey, biricik düşman, seni öldürmeli evvel,
Sensin, bize kâfirleri, üstün çıkaran el!

Ey, millet, uyan cehline kurban gidiyorsun!
İslâm gericiliktir diye damga yiyorsun!

Bari Allah’tan utan, oyuncak etme dini,
Gireceksen kendin gir, topraklara leş gibi

Bu sözlerin hiçbiri, tesir etmez cahile,
Allah’tan utanmak da, olur elbet, ilimle.

Kelimeler:

Cehl: Cahillik
Zillet: Alçalma
 
İslâm şiarı

Uyan sevdiğim gençlik,
Bütün ümitler sende,
Uyan ey Anadolu,
Ey azizler diyarı!

Asr-ı saadetteki,
Adaletin bir kısmı,
Yeniden kurulursa,
Gelir İslâm baharı.

Ceddinin torunusun,
O kan damarındadır.
İstense neler olur,
Ruhları yanındadır.

Resulullah yanında,
Kalbinde ve kanında,
O kucak açar sana,
Ara hakiki yâri!

Dine eyle riayet!
Güzel huyu ihya et!
İslam'ın ışığında,
Yok olup gider zulmet.

Doğsa İslâm güneşi,
Bulunmaz onun eşi,
Gelir gerçek saadet,
Budur İslâm şiarı.

Kelimeler:

Aziz: Evliya, kıymetli zat
Asr-ı saadet: Saadet asrı
Zulmet: Karanlık
Şiar: Alamet
 
Kendine gelmeli

İlim olmazsa eğer, şu din çıkar aradan,
Öyleyse, cehalet denilen, yüz karasından,

Kurtulmaya çalışsın, baştanbaşa bu millet,
Kâfi değil mi yoksa bunca ders-i felâket?

Bu felâket dersi, neye mal oldu, düşünsen,
Beynin eriyerek, akar idi gözünden,

Bilir misin acaba, bu olay ne demektir:
Kendine gelmezse, millet bir gün gidecektir.

Yeni bir sarsıntıya artık pek dayanılmaz,
Çünkü bu sefer, uyku ölümdür uyanılmaz.

Ahlâkı düzelterek, fenne çalışmak lâzım,
Dine bağlı, atomla silâhlı olmak lâzım!

Din ilmi savaş gücü, ileri olmak gerek,
İkisidir, millete ancak huzur verecek.
 
Bahar

Çık da gör dışarıda,
Çevremizin rengini!
Anla, kudret-i Hakk’ın
Görünen ahengini!

Yağmuru mevsiminde,
Yağdırıp kudret, yere,
Yemyeşildir her tepe,
Neşelenmiş dağ, dere.

Doğurmuş kısır toprak,
Emzirir birçok nebat,
Fışkırır yeşil ottan,
Tutup da sıksan, hayat!

Kemikten sert idi dün,
Kuru görünen fidan,
Bugünse ne sağlam kan,
Her birinden damlayan!

Dün uykudaydı belli,
Sayısız canlı teni,
Silkinip kalkmışlar hep,
Elbiseleri yeni.

Dün âlem matemdeydi,
Yerler ve gökler mahzun,
Şimdi, bakar her bitki,
Gülmekte uzun uzun...

Dağ, tepeye döşeli,
Rabbimizin kudreti,
Söylemekle olmaz ki,
Bir gidip de görmeli!

Öyle ama gördüğüm
Hikmetlerin tersine,
Sende hâlâ, bir zevk
Ve duygu yoksa niye?

Tanıdık yok, âlemde
Gitsem, en bildik yere,
Ceddin ruhu ağlıyor,
Din düşmüş, yâd ellere.

Atom, füze lâfı yok,
Hep dinde reform sesi,
Yeni gelişmeler hani?
Hep dinsizlik hevesi...

Ahlâksızın, çirkefin,
Dinde olamaz yeri!
Utanmaz, reform ister,
Irz düşmanı, serseri…

Duygusuz olmak kadar
Dünyada büyük dert yok!
Öyle salgınlaşmış ki,
Kurtulan tek bir fert yok!

Fende yüksek olsa da,
Dini bozulmuş bir millet,
Uzun sürüp gidemez,
Bir gün mahvolur elbet.

Kelimeler:

Nebat: Bitki
Matem: Yas
Mahzun: Üzgün
Ced: Ata, dede
 
131,759Konular
3,271,082Mesajlar
316,110Kullanıcılar
duwarlySon Üye
Üst Alt